Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 31 Aralık 2025 tarihinde Ankara'nın Polatlı ilçesindeki Topçu ve Füze Okulu'nda gerçekleştirilen önemli bir basın toplantısında Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki kararlılığını ve alınan önlemleri detaylı bir şekilde açıkladı. Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) 2025 yılında yürüttüğü başarılı operasyonlar ve stratejik önlemlerle terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetlerini sınırlama konusunda gösterdiği kararlılığı vurguladı. Bakan Güler, bu açıklamayı yaparken Genelkurmay Başkanı ve diğer askeri yetkililerle birlikte yaptığı inceleme ziyaretinin önemine de dikkat çekti.
Bakan Güler, 2025 yılının, TSK'nın terörle mücadelede önemli başarılar elde ettiği bir dönem olduğunu ifade etti. Yurt içinde ve sınır ötesinde gerçekleştirilen etkili operasyonlarla, terör örgütlerinin hareket kabiliyetinin önemli ölçüde kısıtlandığını ve bu başarıların Türkiye'nin güvenliği için kritik bir zemin oluşturduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, "Terörsüz Türkiye" hedefinin, bu başarıların somut bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirterek, Türkiye'nin istikrarı için bu hedefin ne denli önemli olduğunu vurguladı.
TSK'nın köklü geçmişinin ve disiplininin, Türkiye'nin güvenliğinin en sağlam teminatı olduğunu belirten Güler, modern harp koşullarında uzun menzil ve yüksek hassasiyet gerektiren askeri gereksinimlerin önemine de değindi. Eğitim süreçlerinin güçlendirilmesi ve yerli savunma sanayinin entegrasyonunun hayati önem taşıdığını ifade eden Güler, TSK'nın mevcut eğitim altyapısının sürekli olarak geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu noktada, yerli savunma sanayinin desteklenmesi ve yeni teknolojilerin entegrasyonu, Türkiye'nin savunma kabiliyetlerinin artırılmasında kritik bir rol oynuyor. Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve insansız kara araçları (İKA) gibi modern teknolojilerin kullanımı, Türkiye'nin terörle mücadelesinde önemli bir avantaj sağlıyor.
Son yıllarda terörle mücadelede elde edilen başarıların, yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda diplomatik iş birlikleriyle desteklendiğini belirten Güler, Suriye ve Irak'taki güvenlik iş birliklerinin güçlendirilmesinin, bölgedeki terör tehdidinin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını kaydetti. TSK'nın, bu süreçte uluslararası güvenlik mimarisinde de aktif rol aldığını vurguladı. Bu bağlamda, Türkiye'nin NATO ve diğer uluslararası kuruluşlarla olan iş birlikleri, terörle mücadelede daha geniş bir perspektif sunarak, Türkiye'nin uluslararası arenadaki etkisini artırıyor.
Bakan Güler, Türkiye'nin bölgesel güvenlikteki rolünün yanı sıra, uluslararası arenada da barış ve istikrar sağlama çabalarının devam edeceğini söyledi. Karadeniz'den Ege'ye ve Doğu Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’nin hak ve menfaatlerini koruma kararlılığının sürdüğünü belirtti. Özellikle Yunanistan ile olan ilişkilerde “kazan-kazan” anlayışını benimseyeceklerini ifade ederek, diplomasi yoluyla sorunların çözümüne yönelik istekliliğini dile getirdi.
Türkiye'nin terörle mücadelesinde, iç güvenlik güçleri, istihbarat birimleri ve yerel halkın katkısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Güler, aziz şehitler ve gaziler için duyulan minnetin altını çizdi. Bu bağlamda, halkın terörle mücadeleye katılımı, güvenlik güçleriyle iş birliği yaparak terör örgütlerinin faaliyetlerini azaltma noktasında büyük bir önem taşıyor. TSK'nın, terör örgütlerinin faaliyetlerini sona erdirmek için her türlü tedbiri alacağını ve uluslararası hukuka saygı göstererek, barışa yönelik üstlenilen inisiyatiflerle müzakere masalarında yer alacağını belirtti.
Gelecek dönemde Türkiye'nin güvenlik stratejilerinin, elde edilen başarılarla daha da güçleneceği öngörülüyor. Bakan Güler, "Hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerine müsaade etmeyeceğiz" diyerek, Türkiye’nin kararlılığını bir kez daha vurguladı. 86 milyon vatandaşın ortak beklentisi olan terörün sona ermesi hedefi doğrultusunda, tüm unsurların iş birliği içinde çalışması gerektiğini ifade etti. Bu bağlamda, terörle mücadelede toplumun her kesiminin katkısı, sadece askeri bir strateji değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk olarak da değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin terörle mücadelesinin yalnızca askeri bir strateji değil, aynı zamanda uluslararası iş birlikleri ve diplomasi ile desteklenen çok boyutlu bir yaklaşım olduğu görülüyor. Türkiye, bu süreçte hem iç güvenlik hem de uluslararası iş birliği alanında etkinliğini artırmayı hedefliyor. Alınan önlemler ve stratejik planlamalar, Türkiye'nin güvenliğini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda bölgesel ve küresel istikrarın da teminatı olmayı amaçlıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin terörle mücadele politikalarının uluslararası alanda nasıl bir etki yaratacağı ve bu politikaların gelecekte nasıl şekilleneceği ise dikkatle izlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
- Anadolu Ajansı
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.