AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 9 Ocak 2026 tarihinde Suriye'nin iç barışının ve toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önem taşıdığını belirtti. Çelik, Suriye'deki kardeşlerin ortak bir geleceğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Suriye’de kardeşlerimizin kaderi bir, geleceği birdir" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönemeçte yapılan önemli bir vurguyu temsil ediyor. Suriye’nin mevcut durumunun karmaşıklığı ve bu karmaşıklığın Türkiye üzerindeki yansımaları, bölgesel barış ve güvenlik açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.

Çelik, Suriye'de "tek devlet, tek ordu, tek Suriye" ilkesinin tüm etnik ve mezhepsel grupların haklarını koruyacağını ifade etti. Sözlerine devam eden Çelik, kimsenin dışlanmadığı bir Suriye'nin kurulmasının, bölge barışı için stratejik bir anahtar olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı'nın tüm Suriye halkını kucaklayan bir politika izlediğini belirtti. Suriye’nin mevcut durumu, iki ayrı ordu veya devlet dışı silahlı gruplar ile daha da karmaşık hale geldiğini ifade eden Çelik, bu durumun sadece kötü niyetli güç odaklarının işine yaradığını vurguladı. Türkiye’nin Suriye konusundaki tutumu, bölgedeki bu istikrarsız durumun sona erdirilmesine yönelik olumlu adımlar atma çabası olarak değerlendirilebilir.

Suriye konusunda Türkiye'nin geçmişten gelen bir sorumluluğu bulunduğunu belirtmek gerekir. Türkiye, yıllardır Suriye’deki iç savaşın yarattığı insani krize müdahale etmeye çalışıyor. Ülkede yaşanan çatışmalar, milyonlarca insanın yerinden olmasına neden oldu. Türkiye, bu süreçte Suriyeli mültecilere kapılarını açarak bölgedeki insani yükü hafifletmeye çalıştı. Ancak, kalıcı bir çözüm için Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve barışın tesis edilmesi gerektiği artık daha da netleşmiş durumda. Mültecilerin yaşadığı zorluklar, Türkiye’nin hem insani hem de ulusal güvenlik açısından bu durumu ne denli ciddiye aldığını gösteriyor.

Uzmanlar, Türkiye'nin Suriye politikasının, hem iç hem de dış güvenlik açısından kritik olduğunu belirtiyor. Suriye’deki barışın sağlanması, Türkiye’nin güvenliği için de bir gereklilik. Bu nedenle, Türkiye’nin Suriye’deki kardeşleriyle olan bağı, sadece insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin "kardeşlik siyaseti" yaklaşımının, farklı etnik köken ve mezheplere sahip insanları bir arada tutma çabası, bölgedeki barış için umut vaat ediyor. Bu çaba, Türkiye'nin hem iç politikada hem de uluslararası arenada güçlü bir konum elde etmesine katkıda bulunabilir.

Suriye’deki gelişmeler, Türkiye'nin iç politikası üzerinde de etkili olabilir. Suriye’de barışın sağlanması, bölgedeki huzursuzluğun giderilmesine yardımcı olacakken, aynı zamanda Türkiye’deki mülteci sorununu da hafifletebilir. Ancak bu, sadece Türkiye’nin değil, Suriye’nin de geleceği açısından kritik bir adım. Suriye'deki mevcut durum, emperyalist güçlerin müdahalesiyle daha da karmaşık hale geldi. Bu nedenle Türkiye’nin, Suriye’deki barış sürecine katkı sağlama çabaları, uluslararası düzeyde de dikkate alınması gereken bir konu. Türkiye, hem komşu ülkelerle ilişkilerini güçlendirmek hem de uluslararası topluluk nezdindeki saygınlığını artırmak adına bu süreçte aktif bir rol üstlenmek zorundadır.

Dünya genelinde benzer durumların yaşandığı başka ülkeler de mevcut. Örneğin, Irak ve Libya gibi ülkelerde de iç çatışmalar, bölgesel istikrarsızlık yaratmıştır. Bu durumlar, barış süreçlerinin zorluğunu ve karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Suriye’deki durum ise, bölgedeki güç dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. Türkiye, Suriye’deki barış sürecini destekleyerek, sadece kendi güvenliğini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki diğer ülkelerle olan ilişkilerini de güçlendirebilir. Türkiye’nin bu süreçte üstleneceği rol, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel boyutta da önemli etkilere yol açabilir.

Sonuç olarak, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in Suriye ile ilgili yaptığı bu açıklamalar, Türkiye’nin Suriye politikası açısından önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Suriye’deki kardeşlerimizin kaderinin bir olduğu vurgusu, barış ve istikrarın sağlanması için atılacak adımların ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’nin, Suriye’deki gelişmelere yönelik tutumu ve stratejileri, yalnızca bölge barışını değil, aynı zamanda kendi ulusal güvenliğini de doğrudan etkileyecek. Bu nedenle, gelecekteki adımlar, dikkatle izlenmeli ve uluslararası toplumla iş birliği içinde atılmalıdır. Türkiye’nin Suriye politikasındaki bu tutum, sadece bir yanıt değil, aynı zamanda kalıcı bir barış için bir çağrıdır. Bu süreçte tüm tarafların diyalog kurması ve barışçıl bir çözüm arayışında bulunması, bölgenin geleceği için hayati bir öneme sahiptir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber