9 Ocak 2026 tarihinde İran, büyük bir sosyal ve ekonomik krizin ortasında internet erişimini tamamen kesme kararı aldı. Bu durum, ülkede devam eden protestoların artmasıyla paralellik gösteriyor. Protestolar, İran riyalindeki ani değer kaybı ve temel gıda fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle patlak verdi. Yerel saatle 06:50'de yapılan bu kesinti, halkın bilgiye erişimini oldukça zorlaştırdı ve haber alma özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtladı. Bu karar, hükümetin muhalefeti bastırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor ve siber alanın kontrol altına alınması adına atılan bir adım olarak değerlendiriliyor.
İran İnsan Hakları (IHR) kuruluşunun verilerine göre, protestoların başlangıcından bu yana en az 45 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümler arasında çocukların da bulunduğu belirtiliyor. Çarşamba günü, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle gerçekleşen olaylarda en az 13 kişinin yaşamını yitirmesi, bu günü en kanlı gün haline getirdi. Resmi kaynaklar, güvenlik görevlileri dahil olmak üzere toplamda 21 kişinin öldüğünü bildiriyor. Bu durum, güvenlik güçlerinin göstericilere karşı uyguladığı sert müdahalelerin bir sonucu olarak ortaya çıktı ve uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından şiddetle kınandı.
Protestoların temel nedenleri arasında, gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 70 oranında artması ve ilaç fiyatlarındaki yüzde 50'lik yükseliş yer alıyor. İran'da, ekonomik zorluklar ve enflasyon oranlarının artışı, halkın günlük yaşamını etkilemeye devam ediyor. Temel gıda maddeleri ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşanan sıkıntılar, halkın tepkisini artırarak sokaklara dökülmelerine sebep oldu. Uzmanlar, bu süreçte hükümetin yanlış ekonomik politikalarının ve yolsuzlukların da büyük rol oynadığını ifade ediyor. Ekonomik dengesizliklerin yanı sıra, genç nüfusun işsizlik oranlarının yüksek olması da protestoların büyümesinde etkili bir faktör.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, halkı itidalli olmaya ve diyaloğa davet ederken, güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanmasını kınayan uluslararası tepkiler de artıyor. Pezeşkiyan'ın çağrıları, hükümetin protestolarla başa çıkma stratejisinin ne kadar etkili olacağı konusunda belirsizlik yaratıyor. Bazı analistler, bu tür çağrıların halkın öfkesini yatıştırmakta yetersiz kalacağını savunuyor. Zira, protestocuların talepleri yalnızca ekonomik iyileşme ile sınırlı değil; aynı zamanda siyasi reformlar ve insan haklarına saygı gibi daha geniş kapsamlı talepleri de içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetimini uyararak, göstericilerin öldürülmeye devam edilmesi halinde ciddi sonuçlarla karşılaşacaklarını ifade etti. Bu tür açıklamalar, İran hükümeti üzerinde uluslararası baskıyı artırırken, aynı zamanda İran'ın dış ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir. Almanya Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yaparak, İran makamlarının "aşırı güç kullanımını" kınadı. Bu tür uluslararası tepkiler, İran hükümetinin iç ve dış politikasını nasıl etkileyeceği konusunda endişelere yol açıyor. Batılı ülkelerin İran üzerindeki baskısı, Tahran yönetiminin uluslararası alanda izole olma riskini artırıyor.
Sürgündeki Veliaht Prens Rıza Pehlevi'nin kitlesel gösteri çağrısının ardından, Tahran'da binlerce kişi "Diktatöre ölüm" sloganlarıyla sokaklara döküldü. Bu durum, halkın mevcut yönetimden duyduğu rahatsızlığın ve taleplerinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Protestoların büyümesi, mevcut hükümetin meşruiyetini sorgulayan bir atmosfer yaratıyor. Tahran'daki gösterilerin yanı sıra, diğer şehirlerde de benzer protestoların patlak vermesi, ülkedeki sosyal huzursuzluğun yaygınlaştığını gösteriyor.
Toplumsal etkileri göz önüne alındığında, İran'daki bu olaylar sadece yerel bir sorunun ötesine geçebilir. Ekonomik kriz, sosyal huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık gibi unsurlar, ülkedeki mevcut durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Birçok uzman, bu tür olayların, Orta Doğu'daki diğer ülkelerde de benzer sosyal hareketleri tetikleyebileceğini öngörüyor. 2010'daki Arap Baharı'nın ardından, ekonomik zorlukların ve siyasi baskıların benzer sonuçlar doğurabileceği endişesi, bölgedeki diğer ülkeleri de tedirgin ediyor.
Sonuç olarak, İran'da yaşanan bu gelişmeler, ülkenin geleceği açısından oldukça kritik bir dönemin habercisi olabilir. Ekonomik sıkıntıların ve sosyal huzursuzlukların birleşimi, halkın hükümete karşı olan tutumunu daha da sertleştiriyor. Gelecek günlerde, protestoların ve uluslararası tepkilerin nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor. Hükümetin bu durumu nasıl yöneteceği, hem iç dinamikler hem de uluslararası ilişkiler açısından büyük önem taşıyor. İran, bu süreçte hem ekonomik hem de siyasi reformlar yapmazsa, halkın öfkesinin daha da artması ve protestoların büyümesi kaçınılmaz görünüyor.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.