Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber'de gerçekleştirdiği canlı yayında Suriye'deki güncel gelişmeler ve terör örgütü YPG/SDG hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fidan, YPG/SDG’nin PKK'nın uzantısı olduğunu belirterek, bu terör örgütünün güç veya güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla bir şeyler yapmasının imkansız olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar, Türkiye’nin Suriye politikası ve uluslararası ilişkilerdeki dengelerin yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Fidan, YPG/SDG’nin Suriye'deki Şam yönetimine karşı gösterdiği uzlaşmaz tutumu eleştirerek, "Bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey, bölgenin sahici insanlarıyla sahici çözümler içinde bulunmak." dedi. Bu ifadeler, Türkiye'nin Suriye'deki istikrarı sağlama konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. YPG/SDG’nin, yalnızca güç gördüğünde pozisyon değiştirdiğini belirten Fidan, bu durumun herkes tarafından bilindiğini ifade ederek, Türkiye’nin bu konuda uluslararası kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğini vurguladı.

Suriye’nin geçmişte yaşadığı sorunlar ve bu sorunların hala devam ettiğine dikkat çeken Fidan, dış müdahalelerin bu sorunları daha da karmaşık hale getirdiğini belirtti. Fidan, "Suriye'nin tarihsel sorunları var ve bu sorunlar, başka bir aklın müdahalesiyle daha da derinleşiyor." ifadeleriyle, uluslararası müdahale ve desteklerin, yerel dinamikleri nasıl olumsuz etkilediğine işaret etti. Bu bağlamda Yemen, Somaliland ve Sudan'daki gelişmeleri örnek göstererek, bölgedeki stratejik arayışların tekrarlayan bir örüntü oluşturduğunu vurguladı. Bu noktada, Fidan’ın dile getirdiği sorunlar, sadece Suriye için değil, bölgedeki diğer ülkeler için de geçerliliğini koruyor.

Uzmanlar, YPG/SDG'nin tutumunu değerlendirirken, bu tür grupların uluslararası ilişkilerdeki dinamikleri nasıl etkilediğine ve bölge halklarının çıkarlarını nasıl göz ardı ettiğine dikkat çekiyor. Bu tür aktörlerin, yerel halkın çıkarlarını değil, uluslararası güçlerin çıkarlarını gözettiği düşünülüyor. Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin bölgedeki rolünü ve stratejisini yeniden gözden geçirmesi gerektiği mesajını da içeriyor. Türkiye’nin, YPG/SDG gibi gruplarla olan ilişkilerini dikkatle izlemesi ve bu ilişkilerin bölgedeki istikrarı nasıl etkilediğini analiz etmesi önem arz ediyor.

Fidan, YPG/SDG'nin pozisyonunu değiştirmemesi durumunda bu ilişki biçiminin Suriye'deki barış için olumlu bir katkı sağlamayacağını belirtti. "Kürtlerin geleceğini düşünüyorlarsa, onlara barışa dayalı çözümler sunulmalı." diyen Fidan, bu konuda Türkiye’nin kararlılığını da vurguladı. Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde yaşayan Kürt topluluklarıyla barışçıl bir diyalog kurma çabaları önemlidir. Bu bağlamda, Türkiye’nin bölgedeki diğer ülkelerle işbirliğinin önemine değinerek, ortak bir vizyon ile sorunların çözülmesinin mümkün olduğunu ifade etti.

Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin uluslararası düzeyde benzer durumlarla karşılaştığına dikkat çekiyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinin bölgedeki aktörlerle nasıl ilişki kurduğunu sorguladı. YPG/SDG gibi grupların, dış destekle hareket ettiğini ve bu durumun bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını belirtti. Türkiye’nin bu konuda kendi ulusal çıkarlarını korumak için atması gereken adımların da önemine vurgu yaptı. Fidan, Türkiye'nin, uluslararası platformlarda bu grupların gerçek yüzünü ortaya koyarak, ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlar karşısında daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Sonuç olarak, Hakan Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye politikası ve uluslararası ilişkilerdeki dengeleri yeniden değerlendirmesi gerektiği mesajını taşıyor. Barış ve diyalog çağrısı yaparak, bölgedeki aktörlerin daha sorumlu bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getiren Fidan, gelecekte Suriye’nin bir bütün olarak yeniden inşa edilmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini ifade etti. Bu bağlamda, barışa dayalı çözümler geliştirilmesi ve bölge halklarıyla sahici ilişkiler kurulması gerektiği önemle vurgulandı.

Fidan’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin Suriye politikasındaki yön değişikliğinin ve yeni stratejilerin belirlenmesinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Suriye’nin geleceği, bölgedeki aktörlerin tutumlarına bağlı olarak şekillenecek. Bu nedenle, Türkiye’nin Suriye’deki barış ve istikrarı sağlamak adına atacağı adımlar, sadece ülke için değil, tüm bölge için kritik bir öneme sahip. Fidan’ın ifadeleri, bu sürecin başlangıcı olarak değerlendirilebilir ve Türkiye’nin Suriye’deki rolünün güçlenmesi için bir fırsat sunmaktadır.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • Hürriyet