Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türkiye genelinde etkili olan yoğun kar yağışı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 1 Ocak 2026 tarihinde başlayan bu olumsuz hava koşulları, özellikle Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Batı Karadeniz bölgelerini etkisi altına aldı. AFAD, kar yağışının neden olduğu olumsuzluklara karşı 7/24 esasına göre önlemler aldığını duyurdu. Ülke genelindeki 27 il için sarı meteorolojik uyarı yapıldı ve ilgili ekiplerin durumu yakından takip ettiği belirtildi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalarda, kar yağışının önümüzdeki günlerde de devam edeceği ve bu durumun bazı bölgelerde daha da yoğunlaşabileceği ifade edildi.

AFAD tarafından yapılan açıklamada, yoğun kar yağışının yol açtığı olumsuz durumlarla mücadele etmek için 35 bin 531 personelin ve 10 bin 163 iş makinesinin görevlendirildiği ifade edildi. Bu süreçte, özellikle kar küreme ve tuzlama çalışmaları öncelik kazandı. Ayrıca, 112 Acil Çağrı Merkezlerine 1987 ihbarın ulaştığı ve bu çağrılara anında müdahale edildiği aktarıldı. Yoğun kar nedeniyle ulaşımda yaşanan aksamalar, özellikle kırsal alanlarda ciddi sorunlar oluşturdu. 23 ildeki 6 bin 189 köy ve mahalle yolu, olumsuz hava koşulları nedeniyle kapandı. Bu durum, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüler için büyük zorluklar yaratmakta; gıda tedarikinde kesintilere yol açmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde Artvin'in Ardanuç ilçesindeki Zekeriya Köyü'nde yaşanan bir çığ olayında, çobanlık yapan üç kişinin kar kütlesi altında kalması sonucunda iki kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Diğer kişinin kurtarılması için arama kurtarma çalışmaları sürdürülüyor. Van'ın Çatak ilçesinde de benzer bir olay yaşandı; burada kar kütlesi altında kalan üç kişiden biri hayatını kaybetti, diğer iki kişi hastaneye kaldırıldı. Bu olaylar, kar yağışının getirdiği riskleri gözler önüne serdi. Arama kurtarma ekipleri, zorlu hava koşullarına rağmen gece gündüz çalışarak kaybolanları bulmaya çalışıyor.

Yoğun kar yağışının etkisi, Türkiye'nin afet yönetim sisteminin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. AFAD ve diğer ilgili kurumlar, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çerçevesinde etkin bir şekilde koordinasyon sağlamakta ve acil durumlara müdahale etmekte. Ancak, bu tür doğal afetlerin önlenmesi ve etkilerinin hafifletilmesi için daha fazla hazırlık yapılması gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor. Özellikle, kış şartlarında en riskli bölgelerin belirlenmesi ve bu bölgelere yönelik özel tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanıyor.

Uzmanlar, Türkiye'de kış mevsiminde yoğun kar yağışlarının ve çığ riskinin artış göstermesinin iklim değişikliği ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Küresel ısınmanın etkileri, hava koşullarında aşırı değişimlere neden olmakta ve bu durum, doğal afetlerin sıklığını artırmaktadır. Bu bağlamda, afet yönetimi ve hazırlık süreçlerinin güncellenmesi büyük önem taşıyor. İklim değişikliğinin sonuçlarıyla başa çıkabilmek için, yerel yönetimlerin ve devletin bu konuda daha proaktif bir yaklaşım benimsemesi önerilmektedir.

Uluslararası düzeyde benzer durumlarla karşılaşan ülkeler, yoğun kar yağışları ve çığ tehlikeleri ile başa çıkmak için çeşitli stratejiler geliştirmiştir. Örneğin, Alp Dağları'nda sıkça meydana gelen çığ olayları için önceden belirlenmiş güvenli bölgeler oluşturulmakta ve halkı bilinçlendirme çalışmaları yapılmaktadır. Türkiye'nin de bu tür uygulamalardan faydalanarak önleyici tedbirler alması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca, yerel halkın afet durumlarında nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda eğitim verilmesi, riskin azaltılması adına büyük bir adım olacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye'deki yoğun kar yağışı, AFAD ve diğer kurumların etkin müdahale çabalarına rağmen ciddi riskler taşımaktadır. Gelecekte benzer durumlarla karşılaşmamak için önceden planlama ve hazırlık süreçlerinin güçlendirilmesi, toplumun bilinçlendirilmesi ve altyapının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu tür olayların yaşanmaması için hem bireylerin hem de devletin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi önemlidir. Özellikle, afet riskinin azaltılması ve toplumun bu konudaki farkındalığının artırılması için uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu tür çabalar, hem mevcut hem de gelecekteki nesillerin güvenliği için kritik bir öneme sahiptir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber