11 Ocak 2026 tarihinde, Ankara'da Milli Kütüphane Konferans Salonu'nda "Süheyla" filminin özel gösterimi yapıldı. Şimali Kafkas Derneği ve Ankara Çerkes Derneği'nin katkılarıyla düzenlenen etkinlik, yalnızca bir film gösterimi değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma ve geçmişe dair hatıraların paylaşımına vesile oldu. Gösterim öncesinde, izleyicilere film hakkında bilgi vermek üzere sahneye çıkan filmin yönetmeni Muhammed Emin Demiral, katılımcılara projenin arka planını ve Süheyla Şimşek ile olan tanışmasını anlattı. Demiral, bu filmle birlikte izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunmayı hedeflediklerini vurguladı.
Demiral, yaz aylarında ailesini ziyaret ettiği sırada, Çerkes kültürünün sembollerinden biri haline gelmiş olan Süheyla Şimşek ile tanıştığını belirtti. Şimşek'in, düğünlerde mızıka çalan ve çevresinde sevilen bir karakter olduğunu fark ettiğini ifade ederek, bu karşılaşmanın onu derinden etkilediğini dile getirdi. Tanışma sırasında, Şimşek'in yaşamına dair anlattığı hikayelerin, onun hayatının ve kültürel mirasının ne kadar zengin olduğunu gösterdiğini belirten Demiral, bu hikayeleri belgelemeye karar verdiğini aktardı. Uzuncaorman köyüne yaptığı ziyarette, Şimşek'in anılarını dinleyerek ve fotoğraflarına göz atarak, belgeselin içeriğini oluşturdu.
"Süheyla" filminde, 1950'ler, 1960'lar ve 1970'ler arasındaki döneme dair anılar yer almakta. Bu dönemin, Türk toplumunun sosyal ve kültürel değişimlerinin belirgin olarak yaşandığı bir zaman dilimi olduğunu söyleyen Demiral, o yıllarda yaşananların kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekti. Çekimler sırasında, Şimşek'in heyecanının izleyicilere de geçtiğini, bu durumun bazen uyku sorunlarına yol açtığını sözlerine ekledi. Yönetmenin bu açıklamaları, belgeselin duygusal derinliğini ve Şimşek'in kişisel hikayesinin filmdeki önemini ortaya koydu.
Filmin ilk gösterimi, Rusya Federasyonu'na bağlı Adigey Cumhuriyeti'nde gerçekleştirilmişti. Demiral, bu eserin Kafkasya'daki izleyiciyle buluşmasının kendisi için büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Adigey'deki gösterim, filmin uluslararası alandaki etkisini artırırken, Kafkas kültürünün tanıtımına da katkı sağladı. Ayrıca, film, Aralık ayında İstanbul'da düzenlenen 13. Uluslararası İpekyolu Film Festivali'nde "Ulusal Belgesel Film" kategorisinde "Jüri Özel Ödülü"nü kazanmıştı. Bu ödül, belgeselin kalitesini ve kültürel önemini pekiştirdi.
Uzmanlar, filmin içeriğinin Kafkas kültürünün ve geleneklerinin günümüze taşınmasında önemli bir rol oynayacağını düşünüyor. Özellikle, belgesellerin geçmişle günümüz arasında bir köprü kurarak izleyicilere kültürel mirasın önemini hatırlatması bekleniyor. "Süheyla" filmi, sadece bir belgesel olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir hafızayı canlandırma aracı olarak değerlendiriliyor. Bu tür projelerin, toplumların kültürel kimliklerini yeniden keşfetmelerine ve geçmişleriyle barışmalarına yardımcı olduğu biliniyor.
Ankara'daki gösterim, yalnızca bir film etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel bir buluşma noktası haline geldi. İzleyiciler, Süheyla Şimşek’in yaşamına dair hikayeler dinleyerek, geçmişle ilgili derin bir bağ kurma fırsatı buldu. Bu tür etkinlikler, toplumun geçmişine olan ilgisini artırırken, kültürel değerlerin korunmasına da katkı sağlıyor. Ayrıca, bu tür belgesellerin izleyici kitlesinin genişlemesi, toplumda kültürel bir farkındalık oluşturma açısından kritik bir öneme sahip.
Dünya genelinde benzer belgesel projeleri, özellikle kültürel mirası yaşatmayı amaçlıyor. Örneğin, bazı uluslararası festivallerde benzer temalarla hazırlanan projeler, farklı kültürlerin tanıtımına ve anlaşılmasına yardımcı oluyor. "Süheyla" filmi, bu bağlamda Türkiye’nin kültürel zenginliğini gözler önüne seren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Kafkas kültürünün ve geleneklerinin, Türkiye’deki çeşitli topluluklar aracılığıyla nasıl yaşatıldığını gösteren bu film, izleyicilere sadece bir hikaye anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda bir kültürel mirasın korunması gerektiğini de hatırlatıyor.
Sonuç olarak, "Süheyla" filmi, yalnızca bir belgesel değil, aynı zamanda geçmişin değerini ve kültürel bağların önemini vurgulayan bir yapıt olarak öne çıkıyor. Gelecekte benzer projelerin artması, toplumun kültürel mirasını daha iyi anlamasına ve yaşatmasına yardımcı olacaktır. Bu film, Demiral’ın yönetmenlik kariyerinin bir dönüm noktası olmasının yanı sıra, izleyicilerin geçmişle olan bağlarını güçlendiren bir köprü olarak da kabul ediliyor. Süheyla Şimşek'in yaşamı ve hikayesi, film aracılığıyla gelecek nesillere aktarılırken, izleyicilerin kültürel kimliklerine dair sorgulamalarını da teşvik ediyor.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- Anadolu Ajansı
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.