İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan ve 14. gününe giren gösterilerde, ölü sayısının 116'ya yükseldiği bildirildi. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yapılan açıklamada, olaylar sırasında 37 güvenlik görevlisi ve 4 sağlık çalışanı da dahil olmak üzere toplamda 116 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ülke genelinde devam eden protestolar sırasında 2 bin 600'den fazla kişinin yaralandığı ve 2 bin 638 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi. Gözaltına alınanlar arasında bir savcının da bulunduğu ifade ediliyor. Bu durum, hükümetin muhalefete karşı uyguladığı baskının boyutunu gözler önüne seriyor.

Protestolar, Tahran Büyük Çarşı'da esnafın başlattığı eylemlerle başlamış ve hızla ülkenin farklı şehirlerine yayılarak büyük bir toplumsal hareket haline gelmiştir. Tahran'daki gösteriler sırasında, protestocuların çeşitli kamu binalarına ve araçlara zarar verdiği, özellikle 24 ev, 25 cami, 2 hastane ve 26 bankanın tahrip edildiği ifade ediliyor. Bu olayların ardından İran yönetimi, internet erişimini kısıtlayarak bilgi akışını kontrol altına almaya çalıştı. İnternet kesintileri, hükümetin protestoları bastırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor ve bu durum iletişim özgürlüğü ile ilgili uluslararası eleştirileri de beraberinde getiriyor.

İran'daki bu olayların kökeni, ekonomik zorluklar, yüksek işsizlik oranları ve hükümetin uyguladığı baskıcı politikalar gibi birçok faktöre dayanmaktadır. Özellikle son yıllarda artan yaşam maliyetleri ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanamaması, halkın tepkisini artırmış durumdadır. Ekonomik kriz, genç işsizlik oranının %30'lara kadar çıkması ve enflasyonun %50'nin üzerinde seyretmesiyle daha da derinleşmiştir. Bu koşullar altında, İran'daki protestolar, sadece bir sosyal hareket değil, aynı zamanda siyasi bir birikim olarak da değerlendirilmektedir. Hükümetin ekonomik sorunlar karşısında sergilediği yetersizlik, halkın hükümete olan güvenini sarsmış ve protestoların büyümesine zemin hazırlamıştır.

Protestoların temelinde yatan nedenler arasında, hükümetin insan hakları ihlalleri ve otoriter yönetim tarzı da önemli bir yer tutmaktadır. Halk, sadece ekonomik sorunlarla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ifade özgürlüğü, siyasi katılım ve insan hakları konusunda da taleplerini dile getiriyor. Bu bağlamda, protestoların sembolik anlamı da büyümekte ve halkın özgürlük arayışını temsil etmektedir. Uzmanlar, İran'daki gösterilerin sadece yerel bir olay olmadığını, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası etkileri olabileceğini vurguluyor. Bu tür protestolar, genellikle otoriter rejimlere karşı bir direniş sembolü haline gelir ve bu durum, diğer ülkelerde benzer hareketleri tetikleyebilir. Örneğin, 2011'deki Arap Baharı sırasında yaşanan halk hareketleri, birçok ülkede otoriter yönetimlerin devrilmesine yol açmıştı. İran'daki durum, bölgedeki siyasi dengeyi de etkileyebilir ve uluslararası ilişkilerde yeni dinamikler oluşturabilir.

Bu gösterilerin toplumsal etkileri oldukça geniş kapsamlıdır. İran halkının büyük bir kısmı, mevcut hükümetin politikalarına karşı duyduğu rahatsızlığı açıkça ortaya koymuş durumda. Ekonomik krizin etkisiyle birleşen toplumsal huzursuzluk, hükümetin meşruiyetini sorgulatan bir ortam yaratmıştır. Bu durum, iç politikada büyük yankılar uyandırırken, dışarıda da İran'ın uluslararası imajını zedeleyebilir. Yıllardır süren ekonomik yaptırımlar ve siyasi izolasyon, İran'ın uluslararası toplumla olan ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmektedir. Bu bağlamda, gösterilerin sürmesi halinde İran'ın dış ilişkilerindeki dinamiklerin de değişebileceği öngörülmektedir.

Dünyada benzer gösteri örnekleri, özellikle Arap Baharı sırasında yaşanmıştır. Tunus, Mısır ve Suriye gibi ülkelerdeki halk hareketleri, otoriter rejimlere karşı büyük bir direniş sergilemiştir. Bu tür olaylar, halkın özgürlük taleplerinin ne denli güçlü olduğunu göstermiştir. İran'daki protestolar da benzer bir anlam taşıyor ve halkın özgürlük arayışını simgeliyor. Ancak, İran'daki gösterilerin nasıl bir sonuca ulaşacağı belirsizliğini koruyor. Hükümetin baskıcı politikalarının ne kadar sürdürülebilir olduğu, halkın bu tür hareketlere olan desteği ve uluslararası toplumun tepkisi, olayların seyrini belirleyecektir.

Sonuç olarak, İran'daki protestolar, sadece bir ekonomik krizle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda derin bir toplumsal dönüşümün habercisi olabilir. Bu tür olayların, toplumda daha geniş bir değişim yaratma potansiyeli bulunuyor. Gelecek günlerde, İran'daki bu olayların hem iç hem de dış politikada yaratacağı etkileri daha net bir şekilde göreceğiz. Uluslararası toplumun İran'a yönelik yaklaşımı, bu protestoların seyrini etkileyecek önemli bir faktör olacaktır. Özellikle Batı ülkelerinin, İran'daki insan hakları ihlalleri konusundaki tutumları ve yaptırım politikaları, halkın protesto eylemlerine olan desteğini artırabilir. Bu nedenle, İran'daki gelişmeler, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de dikkatle izleniyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber