Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 10 Ocak 2026 tarihinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde etkili olacak yağışlı hava sistemi ile ilgili olarak 48 ilde yoğun yağış, rüzgar ve çığ tehlikesi uyarısında bulundu. Bu kapsamda yapılan açıklamalara göre, Batı Karadeniz, Marmara, Ege, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun doğusu, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri bu olumsuz hava koşullarından en fazla etkilenen alanlar arasında yer alacak. Özellikle Trakya ve batı illerinde beklenen sağanak yağışlar, halkı ve yerel yönetimleri tedbir almaya yönlendirdi.

Meteoroloji uzmanları, Trakya kesimlerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların görüleceğini belirtiyor. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ çevrelerinde yağış miktarlarının 21-50 kg/m² arasında değişmesi, bu bölgelerde su baskınları ve sel riski oluşturabilir. İzmir, Aydın, Muğla ve Bursa gibi batı illerinde ise bu miktar 21-60 kg/m²'ye kadar yükselebilir. Bu durum, tarım arazilerinde su baskınlarına neden olabileceği gibi, şehir merkezlerinde de altyapı sorunlarına yol açabilir.

Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde beklenen karla karışık yağmur ve kar yağışı ise, bu bölgelerdeki ulaşım ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Özellikle kış aylarında yoğun kar yağışları nedeniyle kapanan yollar, acil durumlarda ulaşımın sağlanmasını zorlaştırmakta ve bu da can kaybına neden olabilmektedir. 2021 yılında yaşanan büyük kar fırtınası, Türkiye’nin birçok bölgesinde hayatı durma noktasına getirmiş ve maddi hasarlara yol açmıştı. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için, yetkililerin gerekli önlemleri alması büyük önem taşıyor.

Rüzgarın etkisi de bu hava koşullarında dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur. Yarın öğle saatlerinden itibaren Marmara, Ege, İç Anadolu’nun kuzeybatısı ve Batı Karadeniz'de güney ve batı yönlerinden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Bu bölgelerdeki rüzgar hızının 50-75 km/sa, bazı yerlerde ise 80-90 km/sa'ya kadar çıkması öngörülüyor. Yüksek rüzgar hızı, çığ riskini artırarak, özellikle eğimli bölgelerde tehlikeleri beraberinde getirebilir. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun doğusundaki eğimli bölgelerde dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.

Uzmanlar, bu hava koşullarının hem toplumsal hem de ekonomik açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Tarım sektöründe olumsuz etkiler yaratabileceği gibi, ulaşımda da aksamalar yaşanması muhtemel. Kar ve fırtına nedeniyle yolların kapanması, acil durumlarda ulaşım hizmetlerinin aksamasına neden olabilir. Bu durum, özellikle kış koşullarında sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırabilir ve bu nedenle acil durum yönetimi planlarının gözden geçirilmesi önerilmektedir.

Büyük şehirlerde, halkın bu tür hava koşullarına hazırlıklı olması gerektiği ifade ediliyor. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde, yağışların ve rüzgarın etkisiyle trafik yoğunluğu artabilir. Bu durum, hem sürücü hem de yayalar için risk oluşturur. Ayrıca, halk sağlığı açısından da olumsuz etkiler doğurabilir; soğuk havanın etkisiyle gribal enfeksiyonlar ve diğer solunum yolu hastalıklarının artabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, sağlık kuruluşlarının da hazırlıklarını yapması ve halkı bilinçlendirmesi önem taşıyor.

Özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan bireylerin, bu olumsuz hava koşullarından daha fazla etkilenebileceği belirtiliyor. Bu kişilerin, mümkünse evde kalması ve dışarı çıkmamaları tavsiye ediliyor. Yerel yönetimlerin de, bu gruptaki bireyler için destek hizmetleri sunması büyük bir önem arz ediyor. Evde kalma çağrısının yanı sıra, ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım kampanyalarının düzenlenmesi, toplum dayanışmasını artırabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin 48 ilinde yarın başlayacak olan bu yağışlı ve fırtınalı hava koşulları, çeşitli riskler barındırıyor. Vatandaşların tedbirli olmaları, meteorolojik uyarıları dikkate almaları ve yüksek kesimlerden uzak durmaları öneriliyor. Ayrıca, gelecekte benzer durumların yaşanmaması için iklim değişikliği ile mücadele ve altyapı iyileştirmeleri konularında adımlar atılması gerekmektedir. Uzmanlar, hava koşullarının getirdiği riskleri minimize etmek için toplumun her kesiminin bilinçlendirilmesi ve hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor. Bu tür önlemler, yalnızca bireylerin değil, toplumun genelinin güvenliği için de elzemdir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber