2024 yılı, yenilenebilir enerji istihdamı açısından tarihi bir dönüm noktası oldu. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan "Yenilenebilir Enerji ve İstihdam - Yıllık Değerlendirme 2025" raporuna göre, bu yıl dünya genelinde yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam artışı, bir önceki yıla göre sadece yüzde 2,3 oranında gerçekleşti. Böylece toplam istihdam sayısı 16,6 milyona ulaştı. Söz konusu rapor, 2023'te kaydedilen yüzde 18,2'lik büyük artışın ardından, istihdamda yaşanan bu yavaşlamanın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koyuyor.
Raporun verilerine göre, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmalar, sektördeki istihdam artış hızını olumsuz yönde etkileyen başlıca faktörler arasında yer alıyor. Özellikle artan otomasyonun, iş gücü talebini sınırladığı vurgulanıyor. 2023'te, yenilenebilir enerji sektörü tüm zamanların en yüksek istihdam artışını gerçekleştirerek, 2022'ye göre 16 milyon 200 bin kişiye ulaşmıştı. Ancak 2024 itibarıyla bu ivme kaybedildi ve büyüme hızı belirgin şekilde yavaşladı. Bu durum, yalnızca istihdam rakamlarıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda sektördeki genel dinamikleri de etkiliyor.
Yenilenebilir enerji sektöründeki büyüme, birçok ülke için ekonomik kalkınmanın yanı sıra, çevresel sürdürülebilirlik açısından da kritik bir öneme sahip. Ancak, 2024'teki bu yavaşlama, ülkelerin enerji dönüşüm hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri doğrultusunda, yenilenebilir enerji yatırımlarının artması gerekmektedir. Bununla birlikte, büyüme hızının düşmesi, sektörün geleceği hakkında soru işaretleri yaratmaktadır. Uzmanlar, bu durumu, global düzeydeki ekonomik belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalarla ilişkilendiriyor.
Çin, yenilenebilir enerji istihdamında liderliğini sürdürmeye devam ediyor. Ülke, 2024 yılında yaklaşık 7,3 milyon kişilik istihdam oluşturarak, küresel toplamın yüzde 44'ünü elinde bulundurdu. Avrupa Birliği ise 1,8 milyon istihdamla Çin'in ardından geliyor. Brezilya'da ise yenilenebilir enerji istihdamı 1,4 milyona ulaşırken, Hindistan ve ABD'de bu rakamlar yaklaşık 1,3 milyon ve 1,1 milyon kişide kaldı. Bu durum, bölgesel farklılıkları da gözler önüne seriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yenilenebilir enerji sektörünün potansiyelinin hala tam olarak değerlendirilmediği görülüyor. Bu ülkeler, enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve ekonomik kalkınmalarını desteklemek için yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yapma gerekliliğiyle karşı karşıya.
Güneş fotovoltaik (PV) sektörü, bu yıl da istihdamda lider konumunu korudu. Güneş PV sektörü, 2024'te 7,3 milyon kişiye istihdam sağladı ve küresel PV istihdamının yüzde 75'i Asya ülkelerinde yoğunlaştı. Bu alanda, Çin'in tek başına 4,2 milyonluk istihdam oluşturduğu görülüyor. Sıvı biyoyakıtlar ve hidroelektrik enerji ise sırasıyla 2,6 milyon ve 2,3 milyonluk istihdam rakamlarıyla bu sektörü takip ediyor. Güneş enerjisi, özellikle düşük maliyetleri ve yüksek verimliliği ile birçok ülke için cazip bir seçenek haline gelirken, bu alandaki istihdam artışı, yenilenebilir enerji sektörünün geleceği açısından umut verici bir tablo çiziyor.
Raporun bir diğer önemli vurgusu ise yenilenebilir enerji iş gücünde kapsayıcılığın artırılması gerektiği. Kadınlar ve engelli bireyler gibi toplumsal grupların dışlanmaması gerektiği belirtilirken, bu alanlarda daha fazla eşitlik sağlanmasının önemi üzerinde duruluyor. Bu noktada, mevcut potansiyelin yeterince değerlendirilemediği ifade ediliyor ve bu durumun, sistematik politikaların uygulanmasını zorunlu kıldığı kaydediliyor. Sosyal adalet ve eşitlik, yalnızca toplumun genel refahı için değil, aynı zamanda ekonomik büyüme için de kritik öneme sahiptir.
Uzmanlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının artmasının yanı sıra, nitelikli iş gücünün geliştirilmesi için de politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Hükümetlerin, yerli kapasiteyi güçlendiren ve tedarik zinciri boyunca nitelikli iş gücü geliştiren stratejilerle bu dönüşümü desteklemesi gerektiği vurgulanıyor. Eğitim ve öğretim programlarının güçlendirilmesi, genç nesillerin yenilenebilir enerji alanında kariyer yapmalarını teşvik etmek amacıyla büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra, sektörün geleceği için gerekli olan nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi, sürdürülebilir bir büyüme için kritik bir adım olacaktır.
Yenilenebilir enerji istihdamındaki bu yavaşlama, sadece sektörü değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik dinamikleri de etkileyecek. Enerji dönüşümünde geride kalan ülkelerin desteklenmesi ihtiyacı, uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ön plana çıkarıyor. Gelecekte, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasıyla birlikte, bu dönüşümün toplumsal faydalarının da herkes için somut hale gelmesi bekleniyor. Uluslararası düzeydeki iş birliklerinin güçlenmesi, teknoloji transferi ve bilgi paylaşımı gibi unsurlarla desteklenmeli; bu sayede, gelişmekte olan ülkeler de yenilenebilir enerji alanında daha fazla ilerleme kaydedebilir.
Sonuç olarak, yenilenebilir enerji sektörü, sürdürülebilir bir gelecek için kritik bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak istihdam artışındaki yavaşlama, bu alandaki potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini gösteriyor. İlgili tarafların, kapsayıcılığı artıracak ve eşitlik sağlayacak politikalar geliştirmesi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, enerji dönüşümünün herkes için faydalı hale gelmesi adına atılacak adımlar büyük bir önem taşıyor. Yenilenebilir enerji sektörünün geleceği, yalnızca enerji ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal adalet ve ekonomik kalkınma hedeflerine de ulaşılmasını sağlayacak bir yapı inşa etmeyi gerektiriyor.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.