Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te düzenlenen Ukrayna Konulu Gönüllüler Koalisyonu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna savaşında kalıcı bir barışa oldukça yakın bir noktada olunduğunu duyurdu. 6 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşen basın toplantısında Fidan, Türkiye'nin barış sürecine olan katkılarına ve bölgesel istikrarın sağlanmasına dair önemli bilgiler paylaştı. Bu açıklama, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekerken, Türkiye'nin diplomatik rolünün ne denli önemli olduğunu da gözler önüne seriyor.

Fidan, Paris Büyükelçiliği'nde düzenlenen basın toplantısında, Ukrayna konulu zirveye katıldıklarını belirterek, Türkiye'nin bu süreçteki rolünün altını çizdi. Savaşın son dört yıldır devam ettiğini hatırlatan Bakan, "Kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız" ifadesini kullandı. Bu süreçte Türkiye'nin üstlendiği rol, özellikle bölgedeki güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip. Toplantıda, Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslararası kuruluşların yöneticileri de yer aldı ve Fidan, burada önemli konuların tartışıldığını belirtti. Türkiye’nin katkılarının sürece önemli ölçüde etki ettiğini vurgulayan Bakan, bu tür uluslararası platformların barış müzakereleri açısından ne denli etkili olduğunu ifade etti.

Bakan Fidan, yaptığı açıklamalarda, barış anlaşmasının yalnızca Ukrayna'da savaşın sona ermesini sağlamayacağını, aynı zamanda Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerin de belirlenmesine yardımcı olacağını ifade etti. "Bu, Rusya'nın bölge politikalarını belirleyecek kapsamlı bir anlaşma olacak" diyen Fidan, barışın sağlanması için gerekli olan tüm unsurların üzerinde durulduğunu belirtti. Burada dikkate değer olan, Türkiye'nin bu sürecin bir parçası olarak, Rusya ile Batı arasında kurduğu diyalog kanallarıdır. Türkiye, hem NATO üyesi olarak Batılı müttefikleriyle hem de coğrafi yakınlığı nedeniyle Rusya ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor.

Ayrıca, Fidan, toplantıda barış anlaşmasının imzalanması durumunda uygulanacak ateşkesin gözetlenmesi, Ukrayna'nın caydırıcı bir konumda tutulması ve olası askeri tedbirlerin neler olabileceği üzerine görüşmeler yapıldığını aktardı. Türkiye’nin burada üstleneceği sorumluluğun önemine değinen Fidan, "Karadeniz’in güvenliği, NATO üyesi olarak Türkiye’nin sorumluluğundadır" şeklinde konuştu. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki stratejik konumunun yanı sıra, uluslararası güvenlik mimarisindeki rolünü de güçlendiriyor.

Toplantının önemli bir başka boyutu, bölgedeki diğer krizlerin de barış sürecine etkilerine dair yapılan değerlendirmelerdir. Fidan, görüşmelerin yanı sıra, İsrail’in Suriye'deki provokatif eylemlerine de dikkat çekti. Bu eylemlerin, bölgedeki geniş çaplı yayılmacı politikaların bir parçası olduğunu ifade eden Fidan, bu tür durumların istikrarı tehdit ettiğini kaydetti. Türkiye'nin, bu tür olaylara karşı gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, Türkiye'nin sadece Rusya-Ukrayna krizine odaklanmadığı, aynı zamanda Orta Doğu'daki dinamikleri de dikkate alarak daha geniş bir strateji geliştirmeye çalıştığı görülüyor.

Somaliland meselesine de değinen Fidan, İsrail’in bu bölgeyi tanımasının uluslararası normlara aykırı olduğunu ve bölgedeki istikrarı bozduğunu belirtti. Türkiye’nin, Somali'nin toprak bütünlüğünü savunduğunu ve bu konuda arabuluculuk yapmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, "Bölgedeki ülkelerin dayanışma içerisinde buna geçit vermeyeceğini" belirtti. Fidan’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin yalnızca Avrupa ve Asya arasında değil, aynı zamanda Afrika ile olan ilişkilerinde de proaktif bir rol üstlenme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, Bakan Fidan'ın açıklamaları, Türkiye’nin uluslararası diplomasi alanındaki rolünü güçlendirirken, barışın sağlanmasına yönelik umutların artmasına da katkı sağlıyor. Türkiye'nin özellikle Rusya ile olan ilişkileri, Batılı müttefikleri ile olan iş birliği ve bölgedeki diğer krizlerle olan etkileşimi, barış sürecinin nasıl şekilleneceği konusunda belirleyici unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Gelecek süreçte, Türkiye’nin bu barış çabalarındaki rolü ve etkisi, bölgede yaşanacak gelişmelerle daha da netleşecektir. Uzun vadede barışın sağlanması, sadece savaşın sona ermesi değil, aynı zamanda ekonomik canlanma ve bölgesel istikrar için de büyük bir fırsat sunmaktadır. Türkiye’nin bu süreçteki etkinliği, uluslararası topluluk nezdinde de dikkate alınacak bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

Barışın sağlanması, hem Türkiye’nin hem de bölgedeki diğer ülkelerin uzun vadeli stratejik hedefleri açısından kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla, Türkiye'nin barış süreçlerindeki aktif rolü, sadece siyasi bir kazanım değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal istikrarın da teminatı olacaktır. Bu bağlamda, Türkiye’nin diplomasideki başarısı, uzun yıllar süren çatışmaların sona ermesine ve yeni bir barış döneminin kapılarını aralamasına olanak tanıyabilir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber