2025 yılının Aralık ayında Türkiye, son otuz yılın en sıcak 5. aralık ayını deneyimledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) verilerine dayanarak, bu ay boyunca ülke genelinde iklim koşullarında dikkate değer değişiklikler kaydedildi. Özellikle batı ve güney bölgelerinde bahar havasının etkisi hissedilirken, Doğu Anadolu'nun yüksek kesimlerinde beklenen kar yağışının gecikmesi dikkat çekti. Bu durum, iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerinin daha da belirgin hale gelmesine yol açtı.
Aralık ayı süresince ortalama sıcaklıklar, 1991-2020 yıllarını kapsayan uzun dönem verilerine göre yaklaşık 2,8 derece artış gösterdi. Marmara ve Ege bölgelerinde sıcaklık zaman zaman 20 derecenin üzerine çıkarak son on yılın en sıcak aralık günlerini kaydetti. İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirlerde sıcaklık rekorları kırıldı. Örneğin, İstanbul'da bazı günlerde sıcaklık 22 derecelere kadar yükselerek, mevsim normallerinin yaklaşık 8 derece üzerinde ölçüldü. İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde ise gündüz ve gece sıcaklık farklarının belirgin şekilde azaldığı dikkat çekti. Bu durum, tarımsal faaliyetlerde belirsizliklere yol açarken, yerel halkın yaşam standartlarını da olumsuz etkiledi.
Meteorolojik veriler, aralık ayının iklim açısından alışılmadık bir dönem olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu durumu "atmosferik engeller" ve sıcak hava dalgalarının aralık ayına sarkmasıyla ilişkilendirdi. Sıcaklık artışıyla birlikte, yağış miktarları da bölgelere göre değişiklik gösterdi. Batı ve Orta Karadeniz bölgeleri, alçak basınç sistemlerinin etkisiyle mevsim normallerinin üzerinde yağış aldı. Ancak bu durum, bazı yerlerde sel ve su baskınları riskini beraberinde taşıdı. Özellikle Bartın ve Zonguldak gibi illerde aşırı yağışlar, yerel yönetimleri alarma geçirdi ve acil durum planları devreye alındı.
Doğu Anadolu'da ise kar yağışının geçmiş yıllara göre yaklaşık 10 gün geciktiği tespit edildi. Erzurum, Kars ve Ardahan çevrelerinde kar kalınlıkları yer yer 40 santimetreye ulaştı. Bu durum, kış turizmi açısından sıkıntılara yol açarken, çiftçiler için de olumsuz bir gelişme olarak değerlendirildi. Ege ve Akdeniz bölgelerinde ise yağış miktarları, mevsim normallerinin %15 altında kalmasıyla kuraklık endişelerini gündeme getirdi. Tarım sektörü, beklenen yağışların gerçekleşmemesi nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayabilirken, su kaynaklarının azalması gelecekte ciddi bir sorun olma potansiyeli taşıyor.
İklim bilimcileri, 2025 aralık ayının geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında aşırı hava olaylarının sıklıkla yaşandığı bir dönem olduğuna vurgu yaptı. Fırtına uyarısı yapılan gün sayısının son 20 yılın ortalamasını aşması, bu durumu destekleyen önemli bir gösterge olarak ön plana çıkıyor. Uzmanlar, bu tür iklim anormalliklerinin, insan kaynaklı iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirtiyor ve bu nedenle acil önlemler alınması gerektiğini savunuyor.
Türkiye'deki iklim değişikliği, yalnızca hava durumu ile sınırlı kalmayıp toplumsal ve ekonomik etkiler de doğuruyor. Yüksek sıcaklıklar ve değişen iklim koşulları sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Özellikle yaşlı nüfus ve çocuklar, aşırı sıcaklardan en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Sağlık uzmanları, bu dönemde artan sıcaklıkların, kardiyovasküler hastalıklar ve solunum yolu enfeksiyonları gibi sağlık sorunlarını tetikleyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Uluslararası düzeyde benzer olayların gözlemlenmesi, pek çok ülkenin iklim değişikliği ile mücadele çabalarının arttığını ortaya koyuyor. Örneğin, Avrupa'nın bazı bölgelerinde de son yıllarda sıcak hava dalgaları ve aşırı yağış olayları sıkça görülüyor. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde, aşırı hava koşullarının tarım ve altyapı üzerindeki etkileri, hükümetleri iklim politikalarını gözden geçirmeye yöneltti. Bu tür gelişmeler, iklim politikalarının önemini bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye’nin de bu bağlamda uluslararası iş birliklerine daha fazla önem vermesi gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nın 2025 aralık ayı, iklim değişikliğinin etkilerini derinden hissettiren bir dönem olarak tarihe geçti. Bu durum, gelecekteki hava koşullarının nasıl şekilleneceğine dair endişeleri artırıyor. Uzmanlar, toplumsal ve çevresel etkilerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. İklim değişikliği ile mücadelede atılacak adımlar, gelecekteki iklim dengesi için hayati bir öneme sahip. Geçmiş deneyimler ışığında, iklim değişikliği ile mücadelede yerel çözümler kadar uluslararası iş birliklerinin de kritik öneme sahip olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu nedenle, ülkeler arası iş birliği ve bilgi paylaşımının artırılması, iklim krizi ile başa çıkmada önemli bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.