Suriye ve İsrail arasında uzun bir aranın ardından yeniden müzakerelerin başlaması, 5 Ocak 2026 tarihinde Paris'te gerçekleştirilecek toplantı ile mümkün olacak. Bu önemli görüşmeler, ABD'nin arabuluculuğunda düzenlenecek olup, Suriye hükümetinin temsilcileri olan Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad'ın siyasi danışmanı İbrahim Şeybani ve Genel İstihbarat İdaresi Başkanı Hüseyin es-Selame’nin liderliğinde gerçekleştirilecek. Görüşmelerin ana gündem maddesi, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın yeniden etkinleştirilmesi olarak belirlenmiş durumda. Özel bir önem taşıyan bu anlaşma, bölgedeki askeri gerilimi azaltmayı amaçlıyor ve İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki hatlara çekilmesi hedefleniyor.

Suriye resmi haber ajansı SANA'nın hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, bu müzakerelerin yeniden başlaması, Suriye'nin ulusal haklarını geri alma konusundaki kararlılığını gösteriyor. İki gün sürmesi planlanan görüşmelerin esas amacı, Suriye'nin güneyinin askerden arındırılması ve İsrail'in kontrol altına aldığı Suriye topraklarından çekilmesini içeren bir güvenlik anlaşmasına varmak olarak ifade ediliyor. Paris'te yapılacak bu müzakerelerin, taraflar arasında yürütülen sürecin beşinci turu olacağı belirtiliyor. Tarafların geçmişteki tecrübelerinden çıkaracakları dersler, bu müzakerelerin seyrini etkileyebilir.

Suriye ve İsrail arasındaki ilişkilerin tarihsel bağlamı, oldukça karmaşık bir yapıya sahip. 1973 Yom Kippur Savaşı'nın ardından imzalanan ateşkes anlaşmaları, iki ülke arasındaki gerilimi artırmıştı. Suriye, İsrail'in Golan Tepeleri’ni işgal etmesi sonrasında bölgedeki haklarını geri almak için çeşitli diplomatik çabalar sarf etmişti. Ancak, sağlanan diplomatik çözümlemeler genellikle sonuçsuz kalmıştı. Bu noktada, Paris'teki müzakerelerin önemi daha da belirgin hale geliyor. Zira, geçmişteki başarısızlıklar, taraflar arasında güven tesis edilmesine yönelik yeni yaklaşımların gerekliliğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, Paris’teki müzakerelerin önemli bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Yeni güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi sadece Suriye-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgedeki genel güvenlik dinamiklerini de etkileyebilir. Taraflar arasında sağlanacak bir uzlaşmanın, uzun vadede kalıcı bir barışa zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor. Bu bağlamda, müzakerelerin başarılı geçmesi halinde, diğer bölgesel aktörlerin de benzer görüşmeler yapma isteği artabilir. Özellikle Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin azaltılması adına bu müzakerelerin sonuçları, bölgedeki diğer ülkeler üzerinde de etkili olabilir.

Görüşmelerin toplumsal etkileri de göz ardı edilmemeli. Suriye'deki iç savaşın yarattığı yıkımın ardından, halkın barış ve istikrar arayışı giderek artıyor. Uzun süredir devam eden çatışmalar, halkın yaşam standartlarını olumsuz etkilediği için, bir güvenlik anlaşması sağlanması, Suriye'de yeniden inşa sürecinin başlamasına katkıda bulunabilir. Barış süreci, Suriye halkının travmalarını atlatmasına ve ekonomik kalkınma için bir fırsat oluşturmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda, bölgedeki diğer ülkeler için de bir örnek teşkil edebilir. Örneğin, Suriye'nin yeniden inşası, komşu ülkelerle olan ticari ilişkilerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir.

Uluslararası alanda benzer örnekler, geçmişte farklı ülkeler arasında gerçekleşmiş müzakerelerle görülebilir. Örneğin, Kuzey ve Güney Kore arasındaki görüşmeler, barış süreci açısından uluslararası toplumda geniş yankı bulmuştu. Bu durum, Suriye ve İsrail arasındaki müzakerelerin nasıl bir sonuç verebileceği konusunda merak uyandırıyor. Her ne kadar süreç zorlu geçse de, tarafların iradesi ve uluslararası desteğin varlığı, olumlu bir sonucun elde edilmesi için kritik öneme sahip. Özellikle ABD ve diğer büyük güçlerin bu müzakerelere olan ilgisi, sürecin seyrini belirleyecek faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Ayrıca, müzakerelerin başarısız olması durumunda, bölgedeki gerilimlerin yeniden tırmanması riski de söz konusu. Taraflar arasındaki güven eksikliği, müzakerelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini engelleyebilir. Bu nedenle, tarafların birbirine karşı duyacağı güvenin inşa edilmesi, müzakerelerin başarısı için elzemdir.

Sonuç olarak, Suriye-İsrail görüşmeleri Paris'te yeniden başlıyor. Bu müzakereler, hem iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi hem de bölgesel istikrar açısından büyük önem taşıyor. Tarafların sağlıklı bir uzlaşıya varması durumunda, yalnızca Suriye ve İsrail değil, tüm Orta Doğu bölgesi için yeni bir dönem başlayabilir. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin sonuçları, uluslararası gündemi de etkileyecek gibi görünüyor. Dolayısıyla, müzakerelerin süreci ve sonuçları, dünya genelindeki barış çabaları açısından da önemli bir örnek teşkil edebilir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber