Suriye'nin Halep kentinde yaşanan çatışmaların ardındaki sebepler güvenlik kaynakları tarafından değerlendirildi. 10 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklamalara göre, YPG'nin (Halk Savunma Birlikleri) Suriye'nin geleceğini ve zenginliklerini sömürme kaygısı, bölgedeki gerginliğin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Suriye hükümeti, YPG'nin Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız bir şekilde terk etmesi için yaklaşık 10 aydır çeşitli siyasi müzakereler yürütüyor. Ancak bu süreçte YPG, sahada saldırılar düzenleyerek bölgedeki istikrarı tehdit etmeye devam etti.

Halep'in bu bölünmüş yapısı, yalnızca güvenlik açısından değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kent, tarihsel olarak çeşitli etnik ve dini grupların bir arada yaşadığı bir yer olma özelliği taşırken, mevcut çatışmalar bu yapıyı tehdit ediyor. 5 Ocak 2026 itibarıyla, YPG'nin Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı yol kontrol noktalarına yönelik saldırıları, bölgede tansiyonu yeniden artırdı ve Suriye Savunma Bakanlığı, YPG'nin Halep'ten çıkarılması amacıyla sınırlı bir operasyon planladı. Bu operasyon, YPG'nin kontrolündeki alanlarda güvenlik sağlamak ve bölge halkının can güvenliğini korumak amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan bir dizi askeri eylemi kapsamaktadır.

Operasyonun hedefi, bölgedeki tüm vatandaşların zarar görmemesini sağlamak olarak belirlendi. Özellikle sivil kayıpların önüne geçilmesi için azami çaba sarf edileceği vurgulandı. Ancak, YPG'nin uzlaşma çabalarına rağmen, Kandil yönetiminden "kalın ve savaşın" talimatı geldiği belirtildi. Bu durum, YPG'nin sahadaki tutumunu daha da sertleştirerek, Suriye ordusunun operasyonlarını zorlaştırıyor. Suriye ordusu ise sivil hassasiyetini gözeterek hareket etmeye devam ediyor.

YPG'nin, Kürt mahallelerinde yaşayan insanları canlı kalkan olarak kullanarak sivil güvenliği tehlikeye atmakla suçlandığına dair iddialar, çatışmaların karmaşıklığını artırıyor. Suriye ordusunun kontrolü sağlamasına rağmen, YPG'nin hastanelere yerleştiği ve sivil kayıplara yol açacak saldırıları sürdürdüğü bildirildi. Bu durum, YPG'nin sivil halkı koruma yönündeki çabaları engelleyerek daha da karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, YPG'nin yaşanan çatışmaları etnik bir saldırı olarak nitelendirmesinin yanıltıcı olduğunu ifade ediyor. Asıl sorun, YPG'nin Suriye'nin geleceğini ve kaynaklarını sömürme kaygısı.

YPG'nin stratejileri ve Suriye'deki çatışmalar, yalnızca yerel değil, uluslararası boyutta da dikkatle izleniyor. ABD ve diğer batılı ülkelerin YPG'ye destek vermesi, bölgedeki dinamikleri daha da karmaşık hale getiriyor. YPG'nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üzerindeki baskısını artırarak, siyasi bir uzlaşı zeminine zarar verdiği gözlemleniyor. Kürt halkının Suriye'nin asli unsuru olduğu gerçeği, bölgedeki bu çatışmaların çözümünde önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Suriye'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin iç güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki "Terörsüz Türkiye" süreci, yaşanan tüm bu olaylara rağmen devam etmekte. Ancak YPG'nin sürdürdüğü saldırılar ve istikrarsızlık, bu süreci tehdit eden önemli unsurlar arasında yer alıyor. Suriye'deki tüm etnik ve dini grupların bir arada yaşayabileceği bir uzlaşı ortamı oluşturulması, bölgedeki kalıcı barış için hayati önem taşıyor.

Öte yandan, YPG'nin kontrol ettiği bölgelerdeki yerel halkın durumu da dikkat çekiyor. Ekonomik zorluklar, işsizlik oranlarının artması ve temel ihtiyaçların karşılanamaması, halkın YPG'ye olan güvenini sarsıyor. Bu durum, YPG'nin bölgede sağladığı kontrolü zayıflatabilir ve yerel halkın başka gruplara yönelmesine sebep olabilir. Suriye'de yaşanan çatışmaların çözümü için uluslararası toplumun daha aktif bir rol alması gerektiği, birçok uzman tarafından dile getiriliyor.

Sonuç olarak, YPG'nin stratejileri ve Suriye'deki çatışmalar, sadece yerel değil, uluslararası boyutta da dikkatle izleniyor. Gelecek dönemde, hem Türkiye hem de Suriye için bu meselelerin nasıl şekilleneceği, bölgedeki güvenlik dinamikleri açısından kritik bir önem taşıyor. Suriye'nin geleceği, sadece bu çatışmaların sona ermesiyle değil, aynı zamanda tüm etnik ve dini grupların bir arada yaşayabileceği, adil bir yönetim anlayışının benimsenmesiyle de doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla, YPG'nin kaynakları sömürme kaygısının ötesinde, bölgedeki çatışmaların kökenine inmek ve kalıcı çözümler geliştirmek, Suriye'nin istikrarı açısından elzemdir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber
  • Milliyet