Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 10 Ocak 2026'da Suriye Savunma Bakanı Tümgeneral Murhaf Ebu Kasra ile önemli bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşme, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini güçlendirmeyi amaçlarken, aynı zamanda bölgedeki güvenlik dinamikleri açısından da kritik bir öneme sahip. Türkiye'nin Suriye politikasının son dönemdeki gelişmeleri göz önüne alındığında, bu görüşmenin ardında yatan sebepler ve olası sonuçları, hem askeri hem de diplomatik açıdan dikkatle incelenmelidir.

Görüşme, Suriye'deki son gelişmelerin yanı sıra, iki ülke arasındaki güvenlik politikalarının karşılıklı olarak gözden geçirilmesine olanak sağladı. Güler, bu bağlamda Suriye'deki terör tehditleri, sınır güvenliği ve mülteci sorunları gibi konuları gündeme getirdi. Görüşmenin detaylarına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığından, kamuoyunda bu görüşmenin kapsamı ve sonuçları hakkında çeşitli spekülasyonlar ortaya çıkmaya başladı. Ancak, her iki bakan arasındaki iletişimin, bölgedeki güvenlik durumunu iyileştirmeye yönelik olabileceği değerlendiriliyor.

Türkiye'nin Suriye politikası, 2011 yılındaki iç savaşın patlak vermesiyle birlikte derin bir dönüşüm geçirdi. Savaşın başlangıcında Türkiye, Suriye'deki muhalefet gruplarına destek vererek, Esad rejimine karşı bir duruş sergiledi. Bununla birlikte, zamanla değişen dinamikler nedeniyle Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde çeşitli askeri operasyonlar düzenleyerek sınır güvenliğini sağlamaya çalıştı. Bu operasyonlar, Türkiye'nin kendi topraklarında güvenliği artırma çabalarının bir parçası olarak öne çıkarken, aynı zamanda Suriye ile olan diplomatik ilişkilerin gerginleşmesine yol açtı.

Son dönemdeki telefon görüşmeleri, bu gerginliğin azaltılması ve iki ülke arasındaki iletişimin yeniden canlanabileceğine dair umutlar doğuruyor. Uzmanlar, Güler ve Ebu Kasra arasındaki bu görüşmenin, iki ülkenin savunma alanında işbirliği yapma isteğini gösterdiğini belirtiyor. Suriye'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin iç güvenliğini de tehdit ettiğinden, bu tür görüşmelerin önemi artıyor. Hem Türkiye hem de Suriye, terör örgütleri ile mücadelede ortak bir zemin bulma ihtiyacını hissetmekte ve bu bağlamda sürekli iletişimin şart olduğunu vurguluyor.

Görüşmenin toplumsal ve siyasi etkileri, özellikle Türkiye'deki güvenlik algısını da etkileyebilir. Suriye'nin iç savaş sonrası durumu, Türkiye'nin sınır güvenliğini doğrudan etkilerken, bu tür diplomatik temaslar, halk arasında güvenlik hissiyatını artırma potansiyeline sahip. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye politikasındaki değişiklikler, iç siyasette de tartışmalara yol açabilir. Bu bağlamda, muhalefet partileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, hükümetin Suriye politikalarını eleştirerek, bu görüşmelerin Türkiye'nin ulusal çıkarlarına ne ölçüde hizmet ettiğini sorgulamakta.

Dünya genelinde benzer durumlardaki ülkelerle yapılan görüşmelere bakıldığında, Türkiye'nin Suriye ile olan ilişkileri, diğer ülkelerle yapılan diplomatik temasların yanında oldukça önem arz ediyor. Örneğin, bazı ülkeler, iç savaş sonrası derinleşen güvenlik sorunları nedeniyle komşu ülkeleriyle iletişimi sürdürerek, barış süreçlerine katkıda bulunmaya çalışıyor. Türkiye'nin bu yaklaşımı, uluslararası arenada dikkat çekiyor ve bölgedeki diğer ülkelerle olan ilişkilerini de şekillendiriyor.

Ayrıca, Türkiye'nin Suriye politikası, yalnızca askeri ve güvenlik boyutuyla sınırlı değil; ekonomik ve insani boyutları da büyük bir önem taşıyor. Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kaldı ve Türkiye, bu mültecilere kapılarını açtı. Şu anda Türkiye, dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bu durum, Türkiye'nin iç siyaseti üzerinde de önemli etkilere yol açarken, hükümetin mülteci politikaları sıkça tartışma konusu oluyor. Güler ve Ebu Kasra'nın yaptığı görüşmenin, mülteci sorununa dair çözüm önerilerini de kapsayıp kapsamadığı ise merak konusu.

Sonuç olarak, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gelecek dönemde bu tür görüşmelerin sıklığı, Türkiye'nin Suriye politikası üzerinde belirleyici bir etki yaratabilir. Hem güvenlik hem de diplomasi alanında atılacak adımlar, bölgedeki istikrarın sağlanması adına büyük bir önem taşıyor. Türkiye'nin Suriye ile ilişkileri, sadece iki ülke için değil, aynı zamanda bölgedeki diğer ülkeler ve uluslararası toplum için de kritik bir öneme sahip olmaya devam ediyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber
  • Sabah