03 Ocak 2026 tarihinde İstanbul'da düzenlenen büyük terör operasyonunda, DEAŞ’a mensup olduğu iddia edilen 67 kişi tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen operasyon, kentin çeşitli bölgelerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Operasyon, hem güvenlik güçlerinin hem de istihbarat birimlerinin yoğun çalışmaları sonucunda planlandı ve hayata geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerin adliyeye sevk edilmeden önce emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye çıkarıldığı belirtildi.

Operasyon sonucunda gözaltına alınan toplam 72 şüpheliden 67'sinin tutuklanmasına karar verildi. 48 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, 32 kişi ise ülke güvenliğini tehdit ettikleri gerekçesiyle sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine teslim edildi. Bu operasyonun detayları arasında, DEAŞ’ın İstanbul’daki faaliyetlerini yönlendiren bir kişinin, yasa dışı ders ve sohbet etkinlikleri düzenlediği tespit edildi. Söz konusu etkinliklerin, örgütün ideolojik eğitim faaliyetleri çerçevesinde yapıldığı ve genç bireyleri hedef aldığı bilgisi, emniyet yetkilileri tarafından paylaşıldı.

DEAŞ, küresel ölçekte terör eylemleri gerçekleştiren bir örgüt olarak biliniyor ve bu örgütle mücadele, Türkiye için uzun yıllardır bir öncelik haline gelmiş durumda. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle terör örgütleri için bir geçiş noktası olma riski taşırken, bu tür operasyonlar, ulusal güvenliğin sağlanması açısından kritik bir önem taşıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, DEAŞ mensuplarının ve destekçilerinin tespit edilmesi amacıyla kapsamlı bir soruşturma yürüttüğünü belirtti. Başsavcılığın açıklamaları, terörle mücadele stratejilerinin devam edeceğini ve bu tür operasyonların önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğini gösteriyor.

Uzmanlar, bu tür operasyonların toplumda güvenlik algısını güçlendirdiğini ve terörizmin önlenmesi açısından önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Terörle mücadele uygulamalarının, sadece güvenlik güçlerinin değil, aynı zamanda toplumun da aktif katılımını gerektirdiği vurgulanıyor. Vatandaşların, terörle mücadeledeki rollerinin önemini anlaması ve dikkatli olması gerektiği, yetkililer tarafından sürekli olarak dile getiriliyor. Herhangi bir terör faaliyeti hakkında bilgi sahibi olan bireylerin, bu bilgileri güvenlik birimleriyle paylaşmaları gerektiği, güvenlik uzmanları tarafından sıkça hatırlatılıyor.

Son operasyonun toplumsal etkileri geniş kapsamlı. Güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde, bu tür müdahaleler halkın güvenlik hissini pekiştiriyor. Ancak, aynı zamanda terörle mücadele politikalarının gözden geçirilmesi ve insan hakları ihlalleri konusunda dikkatli olunması gerektiği de ifade ediliyor. Terörle mücadele sürecinin, demokratik değerlerle çelişmeden yürütülmesi gerektiği konusunda bir fikir birliği bulunuyor. Bu bağlamda, gerçekleştirilen operasyonların sayısının artması, bazı kesimlerde endişe yaratırken, diğer kesimlerde ise güvenlik hissini artırıyor.

Dünya genelinde DEAŞ’a yönelik benzer operasyonlar gerçekleştiriliyor. Avrupa ve Orta Doğu'da, terör örgütüyle bağlantılı olan kişilere karşı düzenlenen operasyonlar, Türkiye'nin bu konuda yalnız olmadığını gösteriyor. Ancak her ülkenin kendi güvenlik stratejileri ve uygulamaları bulunuyor. Türkiye'nin, coğrafi konumu nedeniyle, terör örgütleri için bir geçiş noktası haline gelmesi, bu tür operasyonların önemini artırıyor. Öte yandan, DEAŞ’ın, özellikle Suriye ve Irak’taki varlığını sürdürmesi, Türkiye’nin bu örgütle mücadelesini daha da zorlaştırıyor.

Gelecekte, bu tür operasyonların devam etmesi bekleniyor. Türkiye’nin terörle mücadele politikaları, özellikle DEAŞ gibi uluslararası terör örgütlerine karşı daha da güçlendirilecektir. Bu bağlamda, toplumun desteği ve iş birliği, terörle mücadele stratejilerinin etkinliğini artıracak unsurlar arasında yer alıyor. Genel olarak, Türkiye’nin bu alandaki kararlılığı, ulusal güvenliğin sağlanması açısından kritik bir önem taşıyor.

Sonuç olarak, İstanbul'daki bu büyük operasyon, sadece bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası terörle mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Toplumun bu tür operasyonlara olan tepkisi, gelecekteki güvenlik politikalarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Terörle mücadele, sürekli bir değişim ve gelişim süreci gerektirirken, güvenlik güçlerinin yanı sıra, halkın da bu süreçte aktif bir rol alması, ülkenin güvenliğini artıracaktır. Türkiye’nin kararlılığı, terörle mücadelesinde önemli bir adım olarak öne çıkarken, halkın da bu mücadeleye duyduğu güven, ülkenin geleceği açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber
  • Hürriyet