01 Ocak 2026 tarihinde, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, Cibaliya en-Nezle bölgesinde 12 yaşındaki Ahmed eş-Şendagli adlı bir çocuğu vurarak öldürdü. Olay, ateşkes anlaşmasına rağmen yaşandı ve uluslararası toplumda büyük bir infiale neden oldu. Bu durum, İsrail'in Gazze'deki askeri varlığını sürdürdüğü ve bu süreçte sivil kayıpların artarak devam ettiğini gösteriyor. Ahmed'in ölümü, yalnızca bir bireyin trajedisi değil; aynı zamanda savaşın çocuklar üzerindeki etkisini ve çatışmanın insani boyutunu gözler önüne seren bir simge haline geldi.

Hastane kaynaklarından alınan bilgilere göre, Ahmed eş-Şendagli, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Cibaliya en-Nezle, ateşkes anlaşmasında belirtilen bölgeler arasında yer almasına rağmen, İsrail ordusu burada geniş bir askeri varlık sürdürmeye devam ediyor. Bu durum, bölgedeki gerilimi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda sivil halk üzerinde de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bölge halkı, güvenli bir yaşam sürme arzusuyla yanıp tutuşurken, her an bir saldırıya maruz kalma korkusuyla yaşamaktadır. Özellikle çocuklar, savaşın en savunmasız ve en çok etkilenen kesimini oluşturuyor.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 8 Ekim 2023 tarihinde başlamış ve o tarihten bu yana bölgedeki sivil kayıplar hızla artmıştır. Özellikle son iki yıl içinde, İsrail'in bombardımanları sonucu 71 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 171 bini aşkın kişi yaralandı. Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi'ne göre, ateşkes döneminde yaşanan ihlallerin sayısı ise 969'a ulaştı. Bu ihlaller, Filistinlilerin yaşam hakkını tehdit eden bir durum olarak değerlendirilmekte. Uluslararası insan hakları örgütleri tarafından yapılan açıklamalara göre, bu tür ihlallerin artması, bölgedeki barış umutlarını da zayıflatmaktadır.

Uzmanlar, İsrail'in bu tür saldırılarının hem uluslararası hukuka hem de insan haklarına aykırı olduğunu vurguluyor. Savaşın etkileri altında ezilen sivil halkın, bir çocuk dahi olsa hedef alınması, savaşın insani boyutunu gözler önüne seriyor. Bu tür olaylar, uluslararası toplumda güçlü tepkilere neden olmakta ve barış görüşmelerinin zayıflamasına yol açmakta. Hem Filistin hem de İsrail tarafında yaşanan bu kayıplar, her iki toplumda da derin yaralar açmakta ve düşmanlığı körüklemektedir.

Cibaliya'da yaşanan bu trajik olay, toplumsal ve siyasi etkileri bakımından da son derece önemli. Filistinlilerin maruz kaldığı bu tür saldırılar, toplumda derin yaralar açmakta ve nefreti körüklemektedir. Ayrıca, bu durum, uluslararası kamuoyunun İsrail'e karşı tutumunu da şekillendirmekte. Sivil kayıpların artması, Filistin meselesinin çözümü için müzakerelerin daha da zorlaşmasına neden olmaktadır. Filistinlilerin yaşadığı bu trajediler, sadece bireysel acılar değil; aynı zamanda toplumun kolektif hafızasında yer eden, nesiller boyu sürecek bir travmanın da başlangıcı olabilmektedir.

Dünya genelinde benzer askeri müdahaleler ve sivil kayıplar yaşanmakta. Örneğin, Suriye'deki iç savaş sırasında da sivil halkın hedef alındığı pek çok olay yaşanmıştı. Bu tür durumlar, uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir zemin oluşturmakta ve ülkeler arası ilişkileri zorlaştırmaktadır. Savaşların insani boyutu, her zaman göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. Savaşın getirdiği yıkım ve kayıplar, sadece savaşan tarafların değil, tüm insanlığın ortak sorunu haline gelmektedir.

Ayrıca, uluslararası toplumun bu tür olaylara karşı sergilediği tepkiler de dikkat çekici bir noktadır. Birçok insan hakları savunucusu ve uluslararası örgüt, bu tür ihlalleri kınamakta ve bu konuda harekete geçilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak, uygulanan yaptırımlar ve diplomatik baskılar genellikle yetersiz kalmakta, sorunun köklü bir şekilde çözülmesine katkı sağlamamaktadır. Özellikle, Filistin meselesinin çözümü için uluslararası aktörlerin daha etkili ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği sıklıkla dile getirilmektedir.

Sonuç olarak, Gazze’de yaşanan bu olay, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha savaşın insani boyutuna çekmiş durumda. Gelecekte bu tür trajedilerin önlenmesi için uluslararası hukukun etkin bir şekilde uygulanması ve barış süreçlerinin desteklenmesi gerekmektedir. Sivil kayıpların önlenmesi, sadece bir insanlık meselesi değil, aynı zamanda kalıcı barışın sağlanması için de hayati bir önem taşımaktadır. Ahmed eş-Şendagli gibi çocukların hayatları, savaşın acımasız gerçekleriyle kesintiye uğramamalı; bu tür trajedilerin yaşanmaması için dünya genelindeki tüm aktörlerin sorumluluk alması gerekmektedir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber