İran Cumhurbaşkanı İbrahim Pezeşkiyan, 6 Ocak 2026 tarihinde Tahran'da düzenlenen İslami Şuraların Yeri ve Anayasa'da Halkın Katılımı Sempozyumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Pezeşkiyan, adaletsizlik, rüşvet ve rant gibi sorunların üstesinden gelebilmek için toplumun tüm kesimlerinin çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. Hükümetin bu sorunları tek başına çözme kapasitesine sahip olmadığını belirten Pezeşkiyan, halkın desteğinin önemine dikkat çekti. Bu noktada, Pezeşkiyan’ın söylemleri, halkın bu tür toplumsal meselelerdeki rolü ve sorumluluğu üzerine düşündürücü bir zemin sunuyor.

Cumhurbaşkanı, sorunların bir gecede çözülemeyeceğini ifade ederek, "Önce kendimizi değerlendirelim. Adaletsizliği, rantı, rüşveti ve kaçaklığı engellemek için çaba göstermeliyiz. Ancak bu sorunların bir gecede çözülemeyeceğini kabul etmeliyiz" dedi. Bu açıklama, İran toplumunun mevcut ekonomik ve sosyal koşullarını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeye yönlendiriyor. Pezeşkiyan, hükümetin her şeyi çözme gücünün olmadığını, bunun bilincinde olunması gerektiğini vurguladı. Bu durum, İran'daki yönetsel yapının, halkın katılımını teşvik eden bir anlayış geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Pezeşkiyan’ın konuşmasında, halkın sorunlarını dinlemek ve çözüm bulmakla yükümlü olduklarını belirterek, "Sadece 'siz bunu yapmak zorundasınız' demek sorunu çözmez. Hepimiz bu noktaya birlikte geldik" ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, halkın aktif bir şekilde sürece dahil olmasının önemini ortaya koyarken, aynı zamanda hükümetin eleştirilerine açık bir tutum sergilediğini de gösteriyor. Hükümetin kendi eksikliklerini kabul etmeye ve uzmanlarla iş birliği yapmaya hazır olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı, toplumun farklı kesimlerinin bu sürece katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Bu durum, İran'daki siyasi ortamda bir dönüşüm arayışının ve daha kapsayıcı bir yaklaşımın sinyallerini veriyor.

İran ekonomisinin son dönemdeki zorluklarına da değinen Pezeşkiyan, ABD'nin uyguladığı yaptırımların ülkenin kalkınmasını engellediğini savundu. Bu bağlamda, yaptırımların yalnızca ekonomik yük değil, aynı zamanda toplumsal huzursuzluk yaratan bir faktör olduğunu vurguladı. Protestolara neden olan ekonomik sıkıntıların, halkın yaşadığı zorluklarla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, bu durumun çözülmesinde halkın katkısının kritik rol oynayacağını belirtti. Bu noktada, halkın yalnızca ekonomik sorunlar karşısında değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal sorunlar karşısında da daha aktif bir tutum sergilemesi gerektiği mesajı verilmektedir.

İran'da 28 Aralık 2025 tarihinde yerel para biriminin döviz karşısında değer kaybetmesiyle birlikte başlayan ve ülke genelinde yayılan protestolar, ekonomik sorunların derinleştiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Pezeşkiyan, "Hükümetin kapasitesi sınırlıdır; bu nedenle halkın destek ve katılımı olmadan bu sorunların üstesinden gelinemez" şeklinde konuştu. Bu ifade, hükümetin mevcut ekonomik krizi aşabilmesi için halkın desteğine duyduğu ihtiyacı açıkça ortaya koyuyor.

Uzmanlar, Pezeşkiyan'ın açıklamalarının, hükümetin mevcut ekonomik krize karşı atacağı adımlar konusunda belirleyici olacağını belirtmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması için şeffaflık, adalet ve halkın katılımının sağlanması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, İran hükümetinin atacağı adımların, hem siyasi hem de toplumsal etkileri olacağı öngörülüyor. Ekonomik sorunların çözümünde halkın katılımını artırmak için çeşitli mekanizmaların oluşturulması gerektiği, uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

Dünya genelinde benzer ekonomik krizler yaşayan ülkelerle kıyaslandığında, İran'ın durumu dikkat çekiyor. Örneğin, Arjantin ve Venezuela gibi ülkelerde de yüksek enflasyon ve döviz krizleri halkı sokağa dökmüş, hükümetler ciddi eleştirilerle karşılaşmıştır. Bu tür örnekler, İran hükümetinin toplumsal huzuru sağlamak için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak bu noktada, hükümetin karşılaştığı zorlukların yalnızca dışsal faktörlerle değil, aynı zamanda iç yönetim sorunlarıyla da bağlantılı olduğu unutulmamalıdır.

Sonuç olarak, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın çağrısı, sadece hükümetin değil, tüm toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyor. Ekonomik sorunların çözümü için adaletin sağlanması, rüşvetin engellenmesi ve halkın katılımının artırılması gerekiyor. Gelecek günlerde, bu süreçlerin nasıl ilerleyeceği ve hükümetin atacağı adımlar, İran'ın ekonomik geleceği açısından belirleyici olacak. Bu bağlamda, toplumsal dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemi, daha önceki deneyimler ışığında daha da belirgin hale geliyor. Hükümetin bu zorlu süreçte halkla kuracağı iletişim ve iş birliği, İran'ın geleceği için kritik bir öneme sahip olacaktır.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber