Suriye’nin Halep kentinde, 6 Ocak 2026 tarihinde terör örgütü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından başlatılan çatışmalar sonucunda binlerce sivil, güvenli bölgelere geçiş yapma çabası içinde. Halep, uzun yıllardır süren iç savaşın en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olarak, sürekli değişen güç dengeleri ve artan çatışmalarla sarsılmaya devam ediyor. Son yaşanan olaylar, Suriye’deki iç savaşın ne denli karmaşık ve acımasız bir hale geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Suriye ordusunun, SDG'nin saldırıları sonrası sivillerin bölgeden ayrılması için açtığı insani geçiş koridorları, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahallelerinde yaşayan halkın güvenli alanlara ulaşma umudunu artırdı. Bu tür geçiş koridorları, savaşın yarattığı insani krizin derinleşmesine engel olma amacı taşıyor.
Halep Valiliği, bu geçişlerin sağlanması için gerekli hazırlıkları yaparak barınma merkezleri oluşturdu. Ancak bu barınma merkezlerinin, sığınmacıların ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabileceği, uzmanlar tarafından sorgulanıyor. Zira, Halep’teki sivil halkın büyük bir kısmı, uzun süreli çatışmalardan kaynaklanan travmalarla başa çıkmakta zorlanıyor. Bu durum, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Ayrıca, geçiş koridorlarının güvenliği de, sivil halkın güvenli bir şekilde bu bölgelere ulaşmasını engelleyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Halep kent merkezinde başlayan çatışmalarda, bir asker ve beş sivilin hayatını kaybettiği, 31 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Bu kayıplar, savaşın ne denli yıkıcı sonuçlar doğurduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Suriye ordusu, SDG'nin askeri noktalarını meşru hedef ilan ederek, sivilleri bölgeden uzak durmaya ve güvenli alanlara geçmeye çağırdı. Bu çağrılar, çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan sivillerin yaşamlarını koruma çabası olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu çağrılar ne kadar etkili olabilir? Sivil halkın, çatışmaların ortasında kalmaktan kaçınması, ne kadar mümkün? Bu sorular, Halep’teki durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Çatışmaların etkisiyle Halep Uluslararası Havalimanı'ndan uçuşlar askıya alındı ve kentteki resmi kurumların faaliyetleri durduruldu. Eğitim kurumları da bu süreçte geçici olarak kapatıldı. Bu durum, sadece mevcut çatışmaların değil, aynı zamanda gelecekteki istikrarsızlığın da bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Eğitimsizlik, savaşın en büyük kurbanlarından biri olarak, gelecek nesillerin de hayatını etkileyecek bir sorun haline geliyor. Eğitim kurumlarının kapatılması, çocukların ve gençlerin hayat standartlarını daha da düşürüyor.
Suriye ordusu, SDG'nin saldırıları karşısında bölgedeki askeri varlığını artırarak, tank ve zırhlı personel taşıyıcılarıyla takviye gönderdi. Bu durum, Halep’teki güvenlik atmosferini tehlikeye atarken, sivillerin güvenli bölgelere geçişini zorlaştırdı. Sivil savunma ekipleri, bölgedeki çatışmaların etkilerini hafifletmek ve yaralananlara yardım etmek amacıyla çalışmalara hız verdi. Ancak, bu ekiplerin de kaynakları kısıtlı. Gerekli malzeme ve insan gücünün yetersizliği, bu tür insani yardımları oldukça zor hale getiriyor.
Geçmişte de Halep, çatışmalara sahne olmuş bir kent. Suriye İç Savaşı’nın başlangıcından bu yana, şehir birçok kez çeşitli gruplar arasında el değiştirmiş ve sivil halk, bu çatışmalardan en çok etkilenen kesim olmuştur. SDG’nin Halep’teki son saldırıları, bölgedeki istikrarsızlığın devam ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu tür çatışmaların, sivil halk üzerinde derin yaralar açtığını ve uzun vadede bölgenin yeniden inşasını zorlaştırdığını vurguluyor. Halep’in yeniden inşası, sadece fiziksel yapılarla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda toplumsal dokunun da yeniden oluşturulmasını gerektirecek.
Sivil halkın güvenli bölgelere geçmesi, sadece insani bir ihtiyaç değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Bu durum, Halep’in sosyal yapısını da tehdit etmekte. Sığınmacıların güvenli bölgelere geçişi, bölgedeki insani durumu iyileştirse de, uzun vadede kalıcı çözümler üretilmediği takdirde sorunların derinleşmesine neden olacaktır. Ekonomik açıdan bakıldığında, sürekli yerinden edilen bir nüfus, yerel ekonomileri de olumsuz etkileyecektir. İnsanlar, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacak ve bu durum, sosyal huzursuzlukları beraberinde getirecektir.
Dünya genelinde benzer çatışmalar, farklı coğrafyalarda da yaşanıyor. Örneğin, Yemen ve Afganistan gibi ülkelerde de sivil halk, çatışmalar nedeniyle benzer zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu tür durumlar, uluslararası toplumun müdahale etmesi gerektiğini ve insani yardımların arttırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak, uluslararası müdahalelerin etkili olabilmesi için, siyasi iradenin de güçlü olması gerekiyor. Aksi takdirde, insani yardımların ulaştırılması ve çatışmaların sona erdirilmesi mümkün olmayacaktır.
Sonuç olarak, Halep’te yaşanan çatışmalar, bölgedeki siyasi ve sosyal dinamikleri etkilemeye devam ediyor. Önümüzdeki günlerde, güvenli bölgelere geçiş yapan sivillerin durumu ve Suriye ordusunun operasyonlarının sonuçları, bölgedeki istikrar için kritik bir öneme sahip olacak. Halep, yeniden inşa sürecine girmeden önce, sivillerin güvenliği ve insani ihtiyaçlarının karşılanması gerekecek. Bu süreç, uluslararası toplumun desteği ve bölgedeki tüm aktörlerin iş birliği ile mümkün olabilir. Aksi takdirde, Halep, çatışmaların gölgesinde kalmaya devam edecek ve bu durum, sadece bölge halkı için değil, tüm insanlık için bir kayıp olacaktır.
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.