Esenler Oruç Reis Mahallesi'nde, 25 Aralık 2025 tarihinde bir otobüs durağında puset içinde bırakılan bir aylık erkek bebeğin annesi ve anneannesi, 5 Ocak 2026 tarihinde Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Olayın duyulmasının ardından Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü, durumu araştırmak üzere harekete geçerek bir çalışma başlattı. Bebeğin durakta terk edilmesi, çevredeki vatandaşların dikkatini çekti ve durumu yetkililere bildirmesiyle olayın boyutları ortaya çıktı.

Bebeğin terk edilmesi, vatandaşlar arasında büyük bir infial yaratırken, sosyal medya platformlarında da geniş bir yankı buldu. Birçok kullanıcı, olayın arka planına dair çeşitli spekülasyonlar yürütmeye başladı. Özellikle, terk edilen bebeğin durumu ve ailenin yaşadığı zorluklarla ilgili paylaşımlar dikkat çekti. Bu durum, toplumun çocuk haklarına ve aile bağlarının önemine dair daha geniş bir tartışmanın başlamasına neden oldu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, durakta bulunan bebeği koruma altına aldı. Bakanlık, olay sonrası yaptığı açıklamada, bebeğin sağlık durumunun iyi olduğunu ve gerekli tüm işlemlerin titizlikle yürütüleceğini belirtti. Gözaltına alınan yabancı uyruklu anne Jennet Dushemova ve anneanne Zyyada Yollyyeva, emniyetteki işlemlerinin ardından deport edilmek üzere geri gönderme merkezine yönlendirildi. Olayın detayları incelendiğinde, annenin Tekirdağ’da evlilik dışı bir ilişki yaşadığı ve bebeği, bu durumdan dolayı anneanneye bırakma kararı aldığı öğrenildi. Bu durum, hem sosyal hem de hukuksal açıdan önemli soruları beraberinde getiriyor.

Bu olay, Türkiye'deki aile yapısı ve sosyal hizmetler sisteminin işleyişi açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Yabancı uyruklu bir annenin, evlilik dışı bir ilişki sonucunda doğan bebeğini terk etmesi, toplumda tartışmalara neden oldu. Aile ve sosyal hizmetler uzmanları, bu tür durumlarda ailenin ve bireylerin psikolojik durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, böyle bir olayın sadece bir bireyin kararı ile alakalı olamayacağını, arka planda sosyal baskılar ve ekonomik durum gibi faktörlerin de rol oynadığını dile getiriyor.

Özellikle ekonomik zorlukların, bireylerin yaşam koşullarını nasıl etkilediği ve bu tür olayların arkasında yatan sebeplerin neler olduğu konusunda derinlemesine bir analiz yapılması gerektiği ifade ediliyor. Türkiye'de son yıllarda artan ekonomik buhranlar, birçok ailenin maddi açıdan zor durumda kalmasına ve dolayısıyla çocuklarına yeterince sahip çıkamamasına yol açabiliyor. Bu durum, yalnızca bir bebeğin terk edilmesi değil, aynı zamanda bir ailenin parçalanmasının ve sosyal hizmetler sisteminin bu tür durumlarla nasıl başa çıktığının da bir yansıması.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın olaya müdahalesi, devletin çocukların korunmasına yönelik sorumluluklarını üstlenmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu durumun önlenebilmesi için ailelerin daha fazla destek alması ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiği konusunda da görüş birliği sağlanıyor. Uzmanlar, ailelerin ihtiyaçlarına yönelik daha etkili sosyal yardım programlarının geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Dünyanın birçok yerinde benzer örnekler yaşanıyor. Özellikle sosyal ve ekonomik sıkıntıların yoğun olduğu bölgelerde, çocukların terk edilmesi ya da kötü muameleye maruz kalması sıkça rastlanan bir durum. Uluslararası alanda, bu sorunlarla başa çıkma yöntemleri arasında aile destek programları, sosyal yardımlar ve eğitim projeleri yer almakta. Türkiye'nin bu tür uygulamaları gözden geçirerek, benzer olayların önüne geçmesi ve ailelerin daha fazla destek almasını sağlaması önem taşıyor.

Özellikle, bu tür olayların önlenmesi konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük bir önem arz ediyor. Ailelerin karşılaştıkları zorluklar hakkında toplumun bilinçlenmesi, hem bireylerin hem de sosyal hizmetlerin bu tür durumlarla başa çıkabilme kapasitesini artırabilir. Ayrıca, eğitim programları aracılığıyla aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesi, benzer olayların yaşanmasını engelleyebilir.

Sonuç olarak, Esenler’deki bu olay, yalnızca bir bebeğin terk edilmesinin ötesinde, aile yapısının, sosyal hizmetlerin ve toplumun genel dinamiklerinin bir yansımasıdır. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için, toplumsal farkındalığın artırılması ve ailelerin desteklenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu tür vakaların önüne geçmek, hem bireylerin hem de toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürmesi açısından elzemdir. Yalnızca devletin değil, toplumun her kesiminin bu konudaki duyarlılığı artırması, gelecekte daha sağlıklı ve güçlü aile yapılarının oluşmasına katkı sağlayabilir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber