Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 6 Ocak 2026 tarihinde Paris'te gerçekleştirilen Ukrayna Konulu Gönüllüler Koalisyonu toplantısının ardından basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu. Paris Büyükelçiliği'nde düzenlenen basın toplantısında, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile gerçekleştirdiği görüşmelere de değinen Fidan, toplantıda gündeme gelen konuların uluslararası ilişkiler açısından kritik olduğunu belirtti. Bu toplantı, Ukrayna'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve barışın inşası için atılan adımların yanı sıra, Suriye'deki siyasi dinamiklerin de göz önünde bulundurulması açısından önem taşıyordu.

Fidan, Paris’te yoğun bir gün geçirdiğini ve burada Suriye, ABD ve İsrail arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini vurguladı. Özellikle Suriye'de yaşanan gelişmelerin Türkiye için büyük önem taşıdığını dile getiren Fidan, "Sürekli hem Suriye tarafıyla hem Amerika tarafıyla istişare halindeyiz. Bu görüşme sonrası birkaç konuyu detaylıca ele aldık" şeklinde konuştu. Türkiye'nin, Suriye'deki iç savaşın etkilerini azaltmak ve bölgedeki istikrarı sağlamak adına yürüttüğü diplomatik çabaların önemini vurgulayan Fidan, bu süreçte Türkiye'nin rolünün giderek daha belirgin hale geldiğini ifade etti.

Ukrayna zirvesinin sonuçları hakkında da görüşlerini paylaşan Fidan, Türkiye'nin barış sürecine katkısının önemli olduğunu ifade etti. “Son dört yıldır devam eden savaşta kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız. Türkiye'nin burada oynadığı rol, müzakerelerin şekillenmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Türkiye'nin, barışın sağlanmasında ve bölgedeki istikrarın korunmasında aktif bir sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini vurguladı. Fidan'ın açıklamaları, Türkiye'nin uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirmeye yönelik çabalarını gözler önüne serdi.

Zirvede ele alınan konular arasında ateşkesin gözetlenmesi ve Ukrayna'nın caydırıcı hale getirilmesi gibi maddelerin yer aldığını belirten Fidan, bu unsurların barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için kritik olduğunu ifade etti. Ayrıca, barış anlaşmasının imzalanmasının ardından yapılması gereken askeri tedbirlerin de tartışıldığını söyleyen Fidan, bu bağlamda Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik konusundaki sorumluluklarına da dikkat çekti. "Karadeniz'in güvenliği için Türkiye'nin en büyük filo sahibi NATO üyesi olarak sorumluluk üstlenmesi son derece doğal" dedi. Bu açıklama, Türkiye'nin bölgedeki güvenlik dinamiklerine olan katkısının altını çizerken, aynı zamanda NATO içerisindeki rolünün de önemini ortaya koydu.

Bakan Fidan, toplantıda ayrıca İsrail'in Somaliland'ı tanımasının bölgedeki istikrarsızlık yaratıcı bir hamle olduğunu vurguladı. "Somaliland’ın tanınması, gayrimeşruluğu temsil ediyor. Bu tür davranışlar, bölgedeki barış ve istikrarı olumsuz etkiliyor" şeklinde konuştu. Fidan, Türkiye'nin bu konudaki duruşunun net olduğunu ve bölgede barışın sağlanması için gereken diplomatik çabaları sürdüreceklerini belirtti. Bu durum, Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika'daki politikalarının da ne denli dikkatli bir şekilde yürütüldüğünü gösterirken, aynı zamanda uluslararası arenada Türkiye'nin etkisini artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Son olarak, Fidan, barış anlaşmasının ardından Ukrayna'nın ekonomik kalkınması için Türkiye'nin önemli bir rol üstleneceğini ifade etti. "Yaraların sarılması konusunda Türkiye'den daha mahir bir ülke yok. Ekonomik yatırımlar ve altyapı alanındaki tecrübemiz, barış sonrası dönemde önemli bir katkı sağlayacaktır" dedi. Fidan, Türkiye’nin barış inşasında kilit bir aktör olacağını ve bu süreçte diğer ülkelerle işbirliği yapmaya devam edeceğini vurguladı. Bu, Türkiye'nin ekonomik gücünü ve tecrübelerini, uluslararası barış süreçlerine entegre ederek, uzun vadeli bir strateji geliştirdiğini göstermektedir.

Ukrayna'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve barış ortamının sağlanması için Türkiye'nin üstlendiği rol, yalnızca askeri ve siyasi alanda değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve insani yardımlar açısından da büyük bir önem taşımaktadır. Türkiye, tarihsel olarak bölgedeki pek çok ülkeye ekonomik ve insani yardımlarda bulunmuş, bu süreçte uluslararası ilişkilerini güçlendirmiştir. Fidan'ın açıklamaları, Türkiye'nin bu yönünü de yeniden hatırlatırken, ülkenin uluslararası arenada ne kadar etkin bir rol oynamaya hazır olduğunu gösteriyor.

Bu gelişmeler, Türkiye'nin uluslararası diplomasi sahnesindeki rolünü pekiştirirken, bölgedeki istikrarın sağlanmasında da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gelecekteki müzakerelerin ve barış süreçlerinin nasıl şekilleneceği ise merakla bekleniyor. Türkiye'nin, barış süreçlerine katkı sağlama konusundaki kararlılığı, uluslararası toplumda dikkatle izleniyor ve bu durum, Türkiye'nin bölgesel ve küresel barışa olan katkısını artırma yönünde atılan önemli adımların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • Hürriyet