Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2 Ocak 2026 tarihinde Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayed Al Nahyan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu görüşmeler, Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra bölgedeki güvenlik meseleleri ve işbirliği konularında önemli bir zemin oluşturdu. Fidan, görüşmeler sırasında Yemen'deki çatışmaların seyrine ilişkin bilgi alışverişinde bulundu ve bölgedeki istikrarı sağlama çabalarını detaylı bir şekilde ele aldı.

Görüşmelerin içeriği hakkında Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, taraflar, Yemen'deki çatışmaların seyrini ve bu süreçte atılacak adımları kapsamlı bir şekilde ele aldı. Fidan, Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen'deki rolü üzerine detaylı bir değerlendirme yaptı ve bu ülkelerin, Yemen'deki barış sürecine katkıda bulunma potansiyelini vurguladı. Görüşmelerin, bölgedeki işbirliğini güçlendirmek ve ortak güvenlik meselelerine dair ortak bir strateji geliştirmek amacıyla yapıldığı ifade edildi. Bu noktada, Türkiye'nin Orta Doğu’daki rolü ve etkisi üzerine de önemli değerlendirmelerde bulunuldu.

Yemen, son yıllarda iç savaş ve insani krizle mücadele eden bir ülke olarak uluslararası gündemde önemli bir yer tutuyor. 2015 yılında patlak veren iç savaş, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısını derinden sarstı. Hükümet güçleri ve Husi isyancıları arasındaki çatışmalar, Suudi Arabistan ve BAE'nin de dahil olduğu bir dizi dış müdahaleyi beraberinde getirdi. Bu durum, bölgedeki güvenlik dinamiklerini etkileyen karmaşık bir tablo oluşturdu. Yemen'in durumu, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de dikkate alınması gereken bir insani krize dönüşmüş durumda; milyonlarca insan gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşıyor.

Uzmanlar, Fidan'ın görüşmelerinin, Türkiye'nin bölgedeki rolünü güçlendirmek ve Suudi Arabistan ile BAE ile olan ilişkilerini derinleştirmek adına önemli olduğunu vurguluyor. Türkiye'nin, Yemen'deki barış sürecine katkıda bulunma isteği, bölgesel istikrar için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, Yemen'deki durumu düzeltmek için uluslararası toplumun ortak bir yaklaşım sergilemesi gerektiği de dile getiriliyor. Uluslararası aktörlerin, Yemen'deki krizin çözümü için daha fazla işbirliği yapması gerektiği konusunda hem fikir olunuyor.

Bu görüşmelerin toplumsal ve siyasi etkileri, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi ve uluslararası müdahale taleplerinin artmasıyla daha da önem kazanıyor. Fidan’ın Suudi Arabistan ve BAE ile gerçekleştirdiği görüşmeler, bölgedeki ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve işbirliklerini güçlendirme potansiyelini taşıyor. Ayrıca, bu tür diplomatik temaslar, Türkiye’nin Orta Doğu’daki etkisini artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, Yemen'deki barış sürecine dair önemli bir arabulucu rolü üstlenmeyi amaçlıyor.

Dünya genelinde benzer durumlarla karşılaşan ülkeler arasında Yemen, Suriye ve Libya gibi çatışma ortamları dikkat çekiyor. Bu ülkelerdeki iç savaşlar, dış müdahaleleri ve uluslararası diplomasi çabalarını da beraberinde getiriyor. Örneğin, Suriye'deki durum, çeşitli ülkelerin çıkarlarının çatışması nedeniyle karmaşık bir hale gelmiş durumda. Bu bağlamda, Türkiye'nin Yemen'deki gelişmelere dair attığı adımlar, benzer krizlerde nasıl bir rol üstleneceği konusunda ipuçları veriyor. Türkiye'nin Yemen konusundaki tutumu, yalnızca bölgesel güvenliğe değil, aynı zamanda küresel barış ve istikrara da katkı sağlamayı hedefliyor.

Yemen'deki krizin çözümü için atılacak adımlar, bölgedeki diğer ülkelerle olan ilişkiler üzerinde de önemli bir etki yaratabilir. Örneğin, Suudi Arabistan ve BAE ile Türkiye arasındaki işbirliği, sadece Yemen ile sınırlı kalmayıp, Orta Doğu genelinde yeni bir güvenlik mimarisi oluşturma potansiyeline sahip. Bu durum, aynı zamanda bölgedeki diğer ülkelerin de Türkiye ile işbirliği yapma isteğini artırabilir.

Sonuç olarak, Dışişleri Bakanı Fidan’ın Suudi Arabistan ve BAE ile yaptığı görüşmeler, Yemen’deki çatışmaların çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu tür diplomatik girişimler, Türkiye’nin bölgedeki etkisini artırma ve barış süreçlerine katkıda bulunma amacını taşıyor. Gelecek dönemde bu tür görüşmelerin artması ve uluslararası işbirliğinin güçlenmesi, Yemen'deki insani krizin aşılması açısından kritik bir önem taşıyor. Türkiye’nin, Yemen'deki barış sürecine daha aktif bir şekilde katılımı, bölgesel istikrarı sağlama çabalarına önemli katkılar sunabilir. Bu bağlamda, Türkiye’nin uluslararası diplomasi sahnesindeki rolünün, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de ne denli önemli olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber
  • Hürriyet