11 Ocak 2026 tarihinde ABD, Suriye'nin Palmira kentinde DEAŞ hedeflerine yönelik kapsamlı bir saldırı düzenledi. Bu operasyon, 19 Aralık 2025'te dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla başlatılan Hawkeye Saldırı Operasyonu'nun bir parçası olarak gerçekleştirildi. Saldırının, 13 Aralık 2025'te Suriye'de DEAŞ militanları tarafından düzenlenen ve iki ABD askerinin yanı sıra bir ABD vatandaşının hayatını kaybetmesine neden olan saldırıya bir misilleme niteliği taşıdığı vurgulandı.

Bu tür askeri operasyonlar, ABD'nin bölgedeki güçlerini koruma ve gelecekteki tehditleri önleme taahhüdünün bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Mesajımız güçlü olmaya devam ediyor. Savaşçılarımıza zarar verirseniz, sizi bulacağız ve adaletten kaçmanıza izin vermeyeceğiz" ifadelerine yer verildi. Bu açıklamalar, ABD'nin Suriye'deki askeri varlığını güçlendirmeyi hedeflediğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Suriye'deki DEAŞ tehdidi, son yıllarda bölgedeki istikrarı ciddi şekilde sarsmıştır. Özellikle 2014 yılından itibaren DEAŞ, hem Suriye hem de Irak'ta geniş topraklar ele geçirerek büyük bir tehdit oluşturmuştu. Uluslararası koalisyon güçlerinin müdahalesiyle DEAŞ'ın kontrol ettiği alanlar büyük ölçüde daralmış olsa da, son dönemlerde DEAŞ'ın yeniden yapılanma çabaları ve saldırılar gerçekleştirmesi, bölgedeki güvenlik durumunu karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, DEAŞ’ın yeniden güçlenme çabalarının sadece askeri bir tehdit değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik istikrarı da tehdit eden bir durum olduğunu belirtiyorlar.

ABD'nin bu tür operasyonlarının, yalnızca askeri bir yanıt olmanın ötesinde, bölgedeki stratejik dengeleri de etkileyebileceği ifade ediliyor. ABD'nin Suriye'deki varlığı, aynı zamanda Rusya ve İran gibi bölgede etkili diğer güçlerle olan ilişkilerini de şekillendiriyor. Bu tür saldırılar, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle dayanışmasını güçlendirme ve kendi ulusal çıkarlarını koruma amacı taşıdığı düşünülen bir dizi stratejik adımın parçası olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte, saldırının toplumsal etkileri de dikkate alınmalıdır. Suriye'de yıllardır süren iç savaş, halkın yaşam koşullarını dayanılmaz hale getirmiş durumda. ABD'nin bu tür askeri operasyonları, yerel halk arasında korku ve belirsizlik yaratırken, aynı zamanda ABD karşıtı duyguları da körükleyebilir. ABD'nin, Suriye'deki askeri varlığının, yerel halkın gözünde bir "işgal" olarak algılanma riski bulunuyor. Bu durum, yerel halkın ABD'ye karşı olan tepkisini artırabilir ve bu da uzun vadede istikrarsızlığı derinleştirebilir.

Saldırının insani boyutu da göz önünde bulundurulmalıdır. Suriye'de süregelen iç savaş, çok sayıda sivil kayba neden oldu. ABD'nin gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, sivil kayıpları artırarak bu insani krizi derinleştirebilir. Özellikle, sivil nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde meydana gelen çatışmaların, Suriye’deki sivil halk üzerinde yarattığı travmalar göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, mülteci krizinin de bu tür askeri müdahalelerle birlikte daha da derinleşmesi bekleniyor. Suriye’den kaçan insanlar, çevre ülkelerde ve Avrupa’da yeni bir mülteci akınına yol açabilir.

Uluslararası alanda, benzer askeri müdahale örnekleri de bulunmaktadır. Geçmişte birçok ülke, terörle mücadele adı altında askeri operasyonlar düzenlemiş ve bu operasyonlar genellikle tartışmalara yol açmıştır. Örneğin, 2011 yılında Libya'ya yönelik düzenlenen hava operasyonları benzer şekilde geniş yankılar uyandırmıştı. Bu tür müdahalelerin sonuçları ise çoğu zaman öngörülemez olmuştur. Analistler, ABD'nin Suriye'deki operasyonlarının da benzer bir yörüngede gelişebileceğini ve uzun vadede istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini düşünüyor.

Sonuç olarak, ABD'nin Suriye'deki DEAŞ hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği saldırı, bölgedeki güvenlik dinamiklerini etkileyecek önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bu tür askeri müdahalelerin yanı sıra, siyasi çözüm arayışlarının da hız kazanması gerektiği düşünülüyor. Gelecek dönemde, bu tür operasyonların devam edip etmeyeceği ve bölgede nasıl bir denge kurulacağı merak konusu. ABD'nin askeri stratejisi ve yerel halk üzerindeki etkileri, uluslararası ilişkiler açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir durum. Uzmanlar, askeri müdahalelerin yanı sıra diplomatik yollarla da çözüm arayışlarının sürdürülmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bu, hem Suriye'nin hem de bölgenin geleceği açısından kritik bir öneme sahip.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber