ABD, yasa dışı geçişleri önlemek amacıyla Meksika sınırı yakınındaki Brownsville'de su yollarına 804 kilometreden fazla bariyer konuşlandıracağını açıkladı. İç Güvenlik Bakanlığı ve Gümrük ile Sınır Muhafaza tarafından gerçekleştirilecek olan bu uygulama, özellikle göçmenlerin, uyuşturucu ve insan kaçakçılarının su yollarını geçişini zorlaştırmayı hedefliyor. Bu bariyerlerin 209 kilometreden fazlasının yerleştirilmesi için hazırlıkların tamamlandığı belirtiliyor. Bu durum, ABD'nin göç politikalarındaki köklü değişikliklerin bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Açıklamayı yapan ABD İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas, bu bariyerlerin 152 santimetre çapında ve 4,5 metre uzunluğunda şamandıralardan oluşacağını ifade etti. Bu şamandıralar, su yollarında geçişi zorlaştırmak için tasarlanmış olup, göçmenlerin yanı sıra uyuşturucu ve insan kaçakçılarının geçişini engellemeyi amaçlıyor. Bakan Mayorkas, "Bu tür önlemler, hem ulusal güvenliğimizi artıracak hem de yasa dışı göçü azaltacaktır," şeklinde açıklamalarda bulundu. Ancak bu yaklaşım, insan hakları savunucuları ve göçmen destek grupları tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor ve tartışmalara yol açıyor.

ABD'nin göç politikaları, son yıllarda ciddi bir değişim sürecine girdi. Eski Başkan Joe Biden döneminde uygulanan "çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık" politikaları, özellikle göçmen toplulukları arasında umut uyandırmıştı. Ancak, mevcut Başkan Donald Trump’ın bu politikaları iptal etmesi, ABD'nin göçmenlere yaklaşımında radikal bir dönüşüm sağladı. Trump, göreve başladığı gün, göçmenlerin yasal yollarla ülkeye girişini kolaylaştıran "CBP One" uygulamasını da sonlandırdı. Bu durum, sığınma talebinde bulunanlar için büyük bir engel teşkil etti ve göçmenlerin yasal yollarla ülkeye girişini daha da zorlaştırdı.

Uzmanlar, bu yeni su yolu bariyerinin yalnızca fiziksel bir engel oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda düşük gelirli göçmenlerin yaşam koşullarını daha da zorlaştıracağını belirtiyor. Göçmenlerin, özellikle tehlikeli su yollarında yaşadığı riskler göz önüne alındığında, bu tür bariyerlerin insan hakları açısından da tartışmalı bir konu olduğunu ifade ediyorlar. İnsan hakları savunucuları, bu tür uygulamaların, göçmenlerin yaşamlarını tehlikeye attığını ve onları çaresiz bir duruma sürüklediğini vurguluyor. Göçmenlerin, yasadışı geçiş yollarını denemek zorunda kalmaları, hem insan hayatını hem de toplum sağlığını tehdit eden bir durum yaratıyor.

Bu yeni bariyerlerin toplumsal etkileri ise dikkat çekici. Göçmenlerin geçiş yollarını kısıtlayan bu tür uygulamalar, uluslararası ilişkilerde de gerginlik yaratabilir. Özellikle Meksika ile olan ilişkilerde, bu tür engellerin artması, iki ülke arasındaki işbirliğini zorlayabilir. Meksika, süregelen göç sorununu yönetmek için ABD ile işbirliği yapmaya çalışırken, bu tür bariyerlerin inşası, işbirliğini tehlikeye atabilir. Meksika hükümeti, ABD'nin bu tür uygulamalarının, göçmenlerin daha tehlikeli ve riskli rotalar kullanmalarına neden olacağına dair endişelerini dile getirmiştir.

Dünya genelinde benzer uygulamalar, farklı ülkelerde de görülüyor. Avrupa'da, özellikle Akdeniz geçişlerinde, yasa dışı göçü önlemek için benzer bariyerler inşa edilirken, bu durum insan hakları savunucuları tarafından eleştiriliyor. Avrupa'da, özellikle Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerde, göçmenlere yönelik benzer önlemler alınmakta, bu da insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. ABD'nin bu yeni uygulaması, uluslararası alanda tartışmalara yol açabilir ve diğer ülkelerin göç politikalarını etkileme potansiyeline sahip. Özellikle uluslararası göçmen hakları örgütleri, bu tür uygulamaların insanlık onurunu zedelediğini savunuyor.

Sonuç olarak, ABD'nin su yollarına yerleştireceği 804 kilometreden fazla bariyer, sadece göçmenlerin geçişini zorlaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de dalgalanmalara yol açacak. Geçmişte benzer uygulamaların sonuçları göz önüne alındığında, bu tür politikaların uzun vadeli etkileri merak ediliyor. Uzun vadede bu tür uygulamaların, göçmenlerin güvenliğini sağlamaktan çok, onları daha tehlikeli yollara iteceği düşünülüyor. Gelecek günlerde bu uygulamanın nasıl bir yankı bulacağı ve toplumsal etkilerinin neler olacağı ise dikkatle izlenecek. ABD'nin bu yeni politikası, sadece sınır güvenliğini değil, aynı zamanda insan haklarını da sorgulatan bir süreç olarak tarih sayfalarındaki yerini alacak gibi görünüyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber